DOLAR
15,5691
EURO
16,2377
ALTIN
908,30
BIST
2.406,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
23°C
İstanbul
23°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
22°C
Çarşamba Az Bulutlu
16°C
Perşembe Az Bulutlu
16°C
Cuma Az Bulutlu
19°C

Bilimsel Veriler, Arkeolojik Bulgular, Antik Tabletler ve Tüm Kutsal Kitaplar Işığında Objektif ve Gerçek Peygamberler Tarihi | Kürdistanlı Peygamberler – 14

27.04.2022 09:01
0
A+
A-

Bilimsel Veriler, Arkeolojik Bulgular, Antik Tabletler ve Tüm Kutsal Kitaplar Işığında Objektif ve Gerçek Peygamberler Tarihi

Kürdistanlı Peygamberler – 14

■ İbrahim Sediyani

 

– geçen bölümden devam –

Guatemala’dayız…

“Guatemala”, Kızılderili dilinde bir isim olmasına karşılık, Kızılderililer’in hangi lehçesindeki sözcüğün karşılığı olduğu kesinlik kazanmamıştır. Çünkü “Guatemala”, Kızılderili dilinin bir lehçesinde “Ağaçlar Ülkesi” demekken, başka bir lehçesinde ise “Suyun Fışkırdığı Dağ” demektir. (1310)

Orta Amerika’da, beyaz işgal öncesi bugünkü Guatemala ve Belize ülkelerinin tamamını, Meksika’nın güneydoğusunu, Honduras’ın batısını ve El Salvador’un kuzeybatısını kapsayan topraklarda, Karibik DeniziMeksika Körfezi ve Büyük Okyanus (Pasifik) arasında kurulmuş olan Maya Uygarlığı (M. Ö. 2600 – M. S. 1697), toplam 300.000 km²’lik bir coğrafyaya hükmeden ve Kızılderililer tarafından kurulmuş büyük bir uygarlıktı. Karibik ve Pasifik arasındaki Yucatán Yarımadası ovaları ve Sierra Madre’nin yaylaları üzerinde, Meksika’nın bugünkü YucatánCampecheQuintana RooChiapas ve Tabasco eyaletlerini, Guatemala ve Belize’nin tamamını, Honduras ve El Salvador’un batı kesimini içine alan geniş bir coğrafyada üstün bir medeniyet kuran Maya Kızılderilileri, beyaz işgal öncesi Kızılderili Kıtası’ndaki en gelişmiş yazı sistemi olan logo-hece yazısıyla ve ayrıca sanatı, mimarisi, dînî inanç ve mitolojisi, matematiği, astronomi hesplamaları ve takvimi ile dörtbin yıl boyunca dikkat çekiyordu. (1311)

“Maya”, bu bölgede yaşayan çeşitli halkları topluca ifade etmek için kullanılan modern bir terimdir. Onlar kendilerine “Maya” demediler ve ortak bir kimlik veya siyasî birlik duygusuna sahip değillerdi. (1312) Bugün onların torunları topluca Maya olarak biliniyor ve nüfûsları 6 milyondan fazla. Hayatta kalan 28’den fazla Maya dilini konuşurlar ve atalarıyla neredeyse aynı bölgede yaşarlar. (1313) Günümüzde Guatemala Cumhuriyeti devleti, 2003 yılında çıkardığı “Dil Yasası”na göre resmî olarak 21 Maya dilini tanıdığını açıklamıştır. (1314) Benzer şekilde Birleşik Meksika Devletleri de bunlara 8 dil daha ilave etmiştir. Meksika’da federal hükûmet, 68 dil grubunu ve 364 yerli dil çeşidini resmen tanır. (1315) Meksika’da yaklaşık 8, 3 milyon vatandaşın bu dilleri konuştuğu tahmin edilmektedir, (1316) Devlet bünyesinde Mart 2003’te kurulan Ulusal Yerli Diller Enstitüsü (INALI), yerli halkların dillerini hukuken “ulusal diller” olarak tanıyan genel kanun aracılığıyla, ülkenin yerli dillerinin kullanımını teşvik etmek ve korumaktan sorumludur ve ülkede tüm yerli diller İspanyolca ile eşit statüye sahiptir. (1317)

Meksika ve Guatemala dünyada kimsenin kıskanmadığı ülkeler oldukları için orda herkesin kendi anadilinde eğitim alma hakkı vardır. “Yaradılanı Yaradan’dan ötürü seven” barbar Ortadoğu devletleri gibi insanların dillerini yasaklayıp her şeyi “tek”leştirmeye çalışmamaktadırlar.

Buluntular Maya bölgesinin M. Ö. 11.000 – M. Ö. 10.000 yıllarında meskûn olduğunu göstermektedir. (1318) Klasik-öncesi Erken Dönem’de, ilk kalıcı yerleşimler ve tarımın gelişimi Arkaik Dönem’in sonunda gerçekleşti. Maya bölgesinde Klasik-öncesi Dönem’in öncesinde iklim koşulları çeşitli hayvan türlerinin ortadan kalkmasına yol açmış, büyük değişimlere sebebiyet vermiştir. Bu değişiklikler muhtemelen, temel etkinlik olan avlanma konusunda yer değişimine ve yabani meyve, tohum ve köklerin yenilmesine neden olmuştu. “Tarım Dönemi” adı da verilen bu dönemin başlangıç ve bitiş tarihleri tartışmalıdır. Çünkü bu dönem yeteri kadar bilinmemekte. Klasik-öncesi Dönem de kendi içinde üç ana döneme ayrılır: Erken Dönemler (M. Ö. 2500 – M. Ö. 1000)Orta Dönemler (M. Ö. 1000 – M. Ö. 400) ve Geç Dönemler (M. Ö. 400 – M. S. 250). Bilinen anlamdaki iskân (kent benzeri yerleşim birimi) kalıntılarına Pasifik Okyanusu kıyılarındaki Soconusco bölgesinde rastlanmış olup kalıntılar M. Ö. 1800 yıllarına tarihlenmektedir. (1319) Bu iskân kalıntılarıyla başlayan döneme “Erken Klasik-öncesi Dönem” veya “Klasik-öncesi Erken Dönemler” denmektedir. (1320) Bunlar ilk yerleşik köylerin ve tarımdaki ilk gelişmelerin ortaya çıktığı Arkaik Dönem’den önce geldi. (1321) Bu dönem, yerleşik toplum düzenine geçişle, çömlekçiliğin başlamasıyla ve pişmiş kilden heykelciklerin yapımıyla nitelenir. (1322) Çağdaş bilim insanları, bu dönemleri kültürel gelişimin veya düşüşün göstergesi olmaktan ziyade Maya kronolojisinin keyfî bölümleri olarak görüyorlar. (1323)

Maya Uygarlığı’nın başlangıcı M. Ö. 2600 yıllarına dayanmakla birlikte, sistemli yerleşim birimlerinin M. Ö. 1800’lerde başladığı düşünülmekte. (1324)

Mayalar ilk uygarlıklarını Klasik-öncesi Dönem’de geliştirdiler. (1325) Cuello (Belize)’daki Maya egemenliği, M. Ö. 2600’lü yıllara tarihlendirildi. (1326) M. Ö. 2000’den önceki Arkaik Dönem, tarımdaki ilk gelişmeleri ve en eski köyleri gördü. Belize’nin Cuello bölgesindeki ilk Maya arkeolojik buluntuları M. Ö. 2000’lere kadar uzanıyor. Bu yerden kuzeye (Meksika Körfezi) bir bölünme ve göç gerçekleşmiş olmalıydı. M. Ö. 1500 öncesi veya civarında Lamanai (Belize) kuruldu. (1327) Pasifik kıyılarının Soconusco bölgesinde yerleşimler M. Ö. 1800 civarında kuruldu ve Mayalar zaten mısır, fasulye, kabak ve biber gibi temel mahsulleri yetiştiriyorlardı. (1328) Takriben M. Ö. 1200 civarında Cahal Pech (Belize) ortaya çıktı ve M. S. 900’e kadar yerleşim yeri olarak kaldı. M. Ö. 1100 civarında avcılar Copán’a (Honduras) yerleşti. Bu dönem, yerleşik topluluklar ve çanak çömlek ile pişmiş kil figürinlerin tanıtılmasıyla karakterize edildi. (1329)

Orta Klasik Dönem’de küçük köyler büyüyerek şehirleri oluşturmaya başladı. (1330) Guatemala’nın Petén bölümündeki Nakbe, Maya ovalarındaki en iyi belgelenmiş en eski şehirdir (1331), burada büyük yapılar MÖ 750 civarına tarihlenir (1332). Takriben M. Ö. 400’lerde erken Maya hükümdarları dikilitaşlar dikiyorlardı. (1333) Geliştirilmiş bir yazı, M. Ö. 3. yy’da Petén’de zaten kullanılıyordu. (1334) Geç Klasik-öncesi Dönem’de, devâsâ El Mirador şehri büyüyerek yaklaşık 16 km²’lik bir alanı kapladı. (1335) Onun kadar büyük olmasa da, Tikal da M. Ö. 350 civarında zaten önemli bir şehirdi. (1336)

Klasik Dönem, büyük ölçüde ovadaki Mayalar’ın “Uzun Sayım Takvimi”ni kullanarak tarihli anıtlar diktiği dönem olarak tanımlanır. Bu dönemde büyük ölçekli inşaatlar gerçekleştirildi, anıtsal yazıtların kaydı yapıldı ve şehircilik zirveye ulaştı. Özellikle güney ova bölgelerinde önemli entelektüel ve sanatsal gelişmeler yaşandı. (1337) En büyük şehirlerin nüfûsu 50.000 ilâ 120.000 arasındaydı ve yan site ağlarına bağlıydı. (1338)

Klasik-öncesi Dönem genel kabule göre M. S. 250 yılında biter ve bu tarihte Klasik Dönem başlar. Maya tarihini “Maya-öncesi Çağı”“Eski İmparatorluk” ve “Yeni İmparatorluk” olarak üçe ayıran tarihçilere göre Eski İmparatorluk, M. S. 320 yılında başlamıştır. (1339) Fakat diğer Orta Amerika Uygarlıkları gözönüne alındığında, bu dönemdeki Maya Uygarlığı’nın fiziksel ve kültürel genişliği de tartışmalıdır. (1340) Bu dönem inşaatta, şehircilikte, anıtsal yazıtların kaydedilmesinde ve birçok alanda Maya Uygarlığı’nın dorukta bulunduğu, zihinsel ve sanatsal alanda büyük bir gelişimin yaşandığı dönemdir. (1341) Mayalar bu dönemde, Asya ve Avrupa’daki toplumlara kıyasla birçok bakımdan daha ileri bir düzeyde idiler. Bu döneme “Teokratik Dönem” de denir. Dönemin bu adı almasının nedeni, siyasî gücün dînî grupların elinde olması, ayrıca tüm ekonomik, kültürel ve sosyal yaşamın dîni eksen alarak gelişmiş olmasıdır. Dîn adamı sınıfı, Klasik Dönem’in Maya devletlerinin yönetimi üzerinde daima önemli bir nüfûz gücüne sahip olmuşlardır. Ancak dîn adamları yönetim üzerinde etkili olmakla birlikte, asla yönetici olmamışlardır. Bu dönemde temel ekonomik etkinlik tarım olduğundan, sözkonusu sosyal sınıflaşmada tarımcılar sınıfı da yerlerini almışlardır. Yine bu dönemde deniz ticaretinin de gelişmiş olduğu sanılmaktadır. Bulgular, Mayalar’ın Orta Amerikalı olmayan halklarla da ticaret yaptıklarını göstermektedir. Örneğin Chichen Itza’da Panama altını bulunmuştur. (1342) Honduras’taki ve 736 yılına doğru en parlak devrini yaşayan Copán kenti, Maya dünyasının bilimsel merkezi olmuştur. Gökbilimnin son derece ileri olduğu bu merkezde “tropikal yıl”ın süresi saptanabiliyordu. Takvim konusunda günümüzde kullanılanlar kadar kesin sonuçlar verecek sistemlere ve tutulma tablolarına sahip bulunuyorlardı. Örneğin Copán’da Mayalar’a özgü olmayan Tanrı Tláloc tasvirlerine rastlanması, Copán kenti gibi diğer Maya kentlerine de bu dönemde yabancı kültürlere ait öğelerin girmiş olduğuna işaret ediyor. (1343)

Merkezî Maya bölgesi, 9. yy’da şehirlerin terkedilmesi, hanedanların sona ermesi ve faaliyetlerin kuzeye doğru kaymasıyla belirginleşen büyük bir siyasî çöküş yaşadı. (1344) Bilimsel olarak kabul edilen hiçbir teori bu çöküşün sebebini doğru açıklamıyor, ancak büyük olasılıkla endemik iç savaş, ciddi çevresel bozulmaya neden olan aşırı nüfûs ve kuraklık gibi nedenlerin bir kombinasyonu bu duruma sebebiyet vermiş olabilir. (1345) Birkaç nesil içinde, Orta Maya bölgesinin geniş alanları neredeyse tamamen boşaldı. (1346) Hem başkentler hem de ikincil merkezleri genellikle 50 ilâ 100 yıllık bir süre içinde terkedildi. (1347)

Büyük Klasik Dönem şehirlerinin terkedilmesinden sonra, nüfûsu önemli ölçüde azalmasına rağmen özellikle kalıcı su kaynaklarının yakınında yoğunlaşmıştı. (1348) Maya bölgesindeki önceki daralma döngülerinden farklı olarak, terkedilmiş topraklar hızla yeniden iskân edilmedi. (1349) Chichen Itza ve Puuc 11. yy’da dramatik bir düşüş yaşadı ve bu, Klasik Dönem çöküşünün son bölümünü temsil ediyordu. Chichen Itza’nın düşüşünden sonra, Maya bölgesi 12. yy’da Mayapan şehrinin yükselişine kadar baskın bir güçten yoksun kaldı. Karayipler ve Körfez kıyılarında yeni şehirler ortaya çıktı ve yeni ticaret ağları kuruldu. (1350) Guatemala Vadisi’ndeki bir zamanların büyük şehri Kaminaljuyu, yaklaşık 2000 yıllık sürekli iskânın ardından terkedildi. Pasifik kıyıları boyunca uzanan yaylalar, uzun süredir yerleşimin olduğu şehirler, muhtemelen savaşın artması nedeniyle başka yerlere taşındı. (1351)

1492 yılından başlayarak Avrupalı beyaz işgalcilerin kıtaya ayak basmalarından sonra, 16. yy’da İspanyol işgalciler Mezoamerika bölgesini sömürgeleştirdi ve 1697 yılında son Maya şehri Nojpetén’in düşüşüyle o muhteşem Maya Uygarlığı tarihe karıştı. (1352)

Tarım Mayalar’ın temel etkinliğini oluşturduğundan, beyaz işgal öncesine kadar Mayalar çeşitli tarım teknikleri geliştirmişlerdi. Bunun yanısıra avcılık ve balıkçılık da ihmal edilmemiştir. Tropikal orman da onlar için önemli bir besin kaynağıydı. İklim değişiklikleri, toprak ve bitki örtüsü, kuşkusuz doğal kaynakların kullanımının ve hangi tarım sisteminin uygulanacağının belirlenmesinde belirleyici etkendi. Teknikler, kullanılabilir toprağın nicelik ve niteliğine, kültür tipine ve sosyoekonomik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmıştı. (1353)

Ticaret, Maya toplumunun ve Maya Uygarlığı’nın gelişiminde önemli bir bileşendi. Üretim büyük olduğundan, ticaret vazgeçilmez bir etkinlikti. Klasik Dönem’de büyük kentlerde “p’polom” denilen büyük çarşılar ortaya çıkmıştı. Fakat Klasik-sonrası Dönem’deki yeniden yapılanma sırasında “tianguis” adını alan bu çarşılar geliştirilememiştir. Toptancı tücarlar küçük tüccarlarla irtibatı sağlamak için uzun mesafeler katetmekteydiler. Küçük tüccarlar ise mallarını evden eve gezerek satıyorlardı. Bu mallardan Guatemala’da yeşim, kuzeydoğuda pamuk, kıyılarda deniz kabuğu ve balık, kuzeyde tuz, Tabasco, Guatemala ve Honduras’ta kakao, Puuc bölgesinde ise çakmaktaşı daha çok satılıyordu. En önemli hale gelen şehirler, hayatî ticarî mallara veya taşıma yollarına genellikle kontrollü erişim sağladı. Guatemala dağlık bölgesindeki Kaminaljuyu ve Qʼumarkaj ve El Salvador’daki Chalchuapa gibi şehirler, Maya tarihinin farklı noktalarında obsidiyen kaynaklarına erişimi çeşitli şekillerde kontrol etti. (1354) Mayalar, tekstillerin Mezoamerika’da ticaretinin yapılmasında kullanılan başlıca pamuk üreticileriydi. (1355) Kuzey Yucatán Yarımadası’ndaki en önemli şehirler tuz kaynaklarına erişimi kontrol ediyordu. (1356) Ticaret yolları sadece fiziksel mallar sağlamakla kalmadı, insanların ve fikirlerin Mezoamerika’daki hareketini de kolaylaştırdı. (1357)

Deniz taşımacılığının ticaretin gelişiminde ve dolayısıyla ekonominin gelişiminde önemli bir rolü olmuştur. En erken gelişmiş su taşıtları esas olarak kano ve yelkenli olmuştur. Önceleri tatlı sularda kullanılan bu gemilerin pruva ve pupa uçlarında yapılan değişikliklerden sonra bunlar denizde de kullanılmaya başlanmıştır. Bunlardan Yucatán kıyılarının yanısıra Tabasco, Chiapas, Guatemala ve Honduras nehirlerinde de yararlanılmıştır. Büyükçe olanlarının mallarıyla birlikte 20 – 40 kişi taşıyabildiği sanılmaktadır. Bunların Panama’ya kadar gidebildiklerini gösteren kanıtlar bulunmaktadır. (1358)

Kara taşımacılığında da usta idiler. Yaygın geniş yol şebekeleri ile dar yollar (patika) arasında büyük bir farklılık vardı. Önemli yollara “sakbe” denirdi. Böyle bir yolun inşâ edileceği yer belirlendikten sonra, kolay işlenebilir dev taş bloklarıyla yer düzlenirdi ve yetişebilecek çalılar ulaşımı engellemesin diye üzeri kumla kaplanır ve bunun da üzeri harçla kaplanırdı. Cobá’yı Yaxuná’ya bağlayan böyle bir sakbe 100 km uzunluğundadır. Diğer uygarlıkların çoğunda görülen, yük hayvanlarının çektiği tekerlekli arabalara bu uygarlıkta rastlanmaz. (1359) Tekerleği tanımalarına rağmen, ilginçtir ki taşımacılıkta değil, tekerleği yalnızca dört ayaklı hayvan oyuncaklarında uygulamışlardır. Mayalar’ın yük hayvanları da yoktu, bu nedenle tüm ticarî mallar karaya çıkarken hamalların sırtında taşınırdı. Ticaret yolu şayet bir nehir veya sahili takip ederse, o zaman mallar kanolarla taşınırdı. (1360)

Para yoktu. Ticaret parayla değil, takas (barter) sistemiyle yapılıyor, bazen para yerine kakao meyvesi kullanılıyordu. Değerler döneme göre az çok değişmiş olsa da, örneğin bir tavşanın değeri 10 kakao meyvesiydi. Para sistemine İspanyol işgali akabinde, Yeni İspanya Genel Valiliği (1519 – 1821) döneminde 17 Haziran 1555’te geçilmiş ve “İspanyol reali” kullanılmıştır. 1575’te bir real, 100 kakao meyvesi değerindeydi. (1361)

Mimaride son derece ilerlemişlerdi. Mayalar çok çeşitli mimarî yapılar inşâ ettiler ve geniş bir mimarî miras bıraktılar. Maya mimarisi ayrıca çeşitli sanat formlarını ve hiyeroglif metinleri de bünyesinde barındırır. Mayalar tarafından inşâ edilen duvar mimarisi, Maya toplumundaki zanaat uzmanlığını, merkezî örgütlenmeyi ve büyük bir işgücünü gözler önüne serer. Maya mimarisi doğal özelliklerden belirli bir derecede yararlanma yoluna gitmiştir. Örneğin bazı Mayalar, yayılma özelliği gösterek büyük kentlere dönüşecek yapılarını Yucatán’ın kuzeyindeki kireç taşından oluşan ovalarda inşâ ederken, bazı Mayalar da kule ve tapınaklarının yüksekte olmasını istediklerinden, bunları topoğrafyanın doğal sınırlarını kullanarak Usumacinta Nehri civarındaki tepelerde kurmuşlardır. Ayrıca, ne kadar piramit kurmuşlarsa, bir o kadar da yapay ve doğal mağaraları kullanmışlardır. Örneğin Copán’daki büyük bir elit konutun inşâsı için tahmini 10 bin 686 adam-güne ihtiyaç duyulduğu tahmin ediliyor. Bu da sıradan bir kulübe için 67 adam-güne karşılık geliyor. (1362) Mayalar tarafından şimdiye kadar yapılmış en büyük yapılar Klasik-öncesi Dönem’de inşâ edilmiştir. (1363)

Bir kentin kurulması gibi uzun vadeli bir inşaatın başlangıcında, önce bazı astronomik gözlem hususlarına ve doğal kaynakların (kuyu, gölcük) kullanımına uygun yerlerin saptanmasıyla, bir eksen belirlenirdi. Kent, kendisine sakbe yolları vasıtasıyla, çeşitli platformları olan meydanların eklenmesi suretiyle giderek genişletilirdi. Maya şehirleri önceden resmî olarak planlanarak yapılmamıştı ve sarayların, tapınakların, diğer binaların gelişigüzel eklenmesiyle düzensiz genişlemeye maruz kaldılar. (1364) Maya şehirlerinin çoğu, önceki mimarinin üzerine yeni yapılar bindirildiğinden, çekirdekten dışa ve yukarı doğru büyüme eğilimindeydi. (1365) Maya şehirlerinin genellikle geniş ve düzensiz yerleşim kompleksleri ile çevrili bir tören ve idari merkezi vardı. (1366) Tüm Maya şehirlerinin merkezlerinde, bazen yakındaki yerleşim alanlarından duvarlarla ayrılan kutsal bölgeler bulunuyordu. Bir Maya kent merkezinde daima, bildiğimiz akropolu andırır tarzda, hükûmete ait binalar ve dinsel binalarla çevrili meydanlar olurdu. Bu binaların çevresinde de birer tapınak işlevi gören piramitler ve kent yeterince büyükse bir top sahası bulunurdu. (1367) Maya şehrinin tören merkezi, yönetici seçkinlerin yaşadığı ve şehrin idarî işlevlerinin ve dînî törenlerin yapıldığı yerdi. Aynı zamanda şehir sakinlerinin kamusal faaliyetler için toplandığı alanlardı. (1368)

Mayalar şehirlerini Neolitik teknolojiyle inşâ ettiler. (1369) Büyük Maya yapılarındaki şaşırtıcı bir husus, böyle büyük yapıları inşâ etmek için gereken ileri teknolojiye sahip olmadıkları halde Mayalar’ın bu yapıları inşâ edebilmiş olmalarıdır. Yapılarını hem çabuk bozulan malzemelerden hem de taştan yaptılar. Yığma yapılarda kullanılan taşın türü yerel kaynaklara göre değişiyordu ve bu da yapı tarzını etkiliyordu. Maya bölgesinin geniş bir kesiminde kireçtaşı hemen mevcuttu. (1370) Usumacinta bölgesinde bulunan kaliteli taşlarla birlikte kireçtaşı kalitesinde büyük bir çeşitlilik vardı. Kuzey Yucatán’da inşaatta kullanılan kireçtaşı nispeten düşük kalitedeydi. (1371)  Copan’da volkanik tüf ve yakınlardaki Quiriguá’da kumtaşı kullanılmıştır. Yerel olarak uygun taşın bulunmadığı Comalcalco’da pişmiş tuğla kullanıldı. (1372) Kireçtaşı, çimento, sıva ve sıva yapmak için yüksek sıcaklıklarda yakıldı. (1373) Taş işçiliğini yerinde yalıtmak için kireç bazlı çimento kullanıldı ve taş bloklar, ip ve su aşındırması ve obsidiyen aletler kullanılarak şekillendirildi. Mayalar’ın bu işlerde, gerekli olan metal aletleri, çarkları ve muhtemelen tekerleği hiç kullanmadıkları sanılmaktadır. Maya, işlevsel bir tekerlek kullanmadı, bu nedenle tüm yükler çöpler, mavnalar veya kütükler üzerinde yuvarlandı. Ağır yükler halatla, ancak muhtemelen kasnak kullanılmadan kaldırılmıştır. (1374) Ahşap, duvar yapılarında bile kirişler ve lentolar için kullanıldı. (1375) Maya tarihi boyunca, ahşap direkler ve sazlardan ortak kulübeler ve bazı tapınaklar yapılmaya devam edildi. Adobe de uygulandı; bu samanla güçlendirilmiş çamurdan oluşuyordu ve kulübelerin dokuma çubuklu duvarları üzerine bir kaplama olarak uygulanıyordu. Ahşap ve saz gibi, kerpiç de, yığma yapıların geliştirilmesinden sonra bile Maya tarihi boyunca kullanılmıştır. Piramitler ve tapınaklar gibi büyük yapıların temel yapı malzemesi olan taşlar, genellikle yerel taş ocaklarından sağlanmıştır. Güney Maya bölgesinde, yerel olarak uygun bir taş bulunmadığında anıtsal mimaride kerpiç kullanılmıştır. (1376)

Tapınaklar bazen hiyeroglif metinlerde “Tanrı’nın Evi” anlamına gelen “Kʼuh Nah” olarak anılırdı. Tapınaklar platformlarda, çoğu zaman bir piramit üzerinde yükseltildi. Tören platformları, törenlerin ve dînsel ayinlerin yapıldığı, kireç taşından yapılma platformlardır. En az 4 m yükseklikte olurlar. Alçak platformlar üzerine inşâ edilmiş sazdan kulübelerdi. Klasik-öncesi Dönem’de duvarları taştandı ve bindirmeli kemerin gelişimi, taş çatıların sazın yerini almasına izin verdi. Klasik Dönem’de tapınak çatıları, tapınağın yüksekliğini artıran ve anıtsal sanat için bir temel görevi gören çatı taraklarıyla örtülüyordu. 1 ilâ 3 oda arasında yer alan tapınak türbeleri önemli Tanrılar’a adanmıştır. (1377)

Mayalar Güneş’in, yıldızların ve gezegenlerin keskin gözlemcileriydi. (1378) Birçok Maya binası, Venüs gezegeni ve çeşitli takımyıldızlar da dahil olmak üzere astronomik cisimlerle hizalanmıştı. (1379)

Maya yazı sistemi, Amerika’nın beyaz işgal öncesi sakinlerinin olağanüstü başarılarından biri olarak kabul edilmektedir. (1380) Mezoamerika’da geliştirilen bir düzineden fazla sistem içinde en gelişmiş yazı sistemi Mayalar’ınkiydi. (1381) Maya yazı sistemi, genellikle Eski Mısır (Kemet) Yazısı’na yüzeysel benzerliğinden dolayı “hiyeroglif” olarak adlandırılır. (1382) Heceleri temsil eden fonetik işaretlerin bir hecesini tüm kelimeleri temsil eden logogram ile birleştiren bir logo-hece yazı sistemidir. (1383) Mayalar ayrıca, genellikle kodeks üretmek için kullanılan Nahuatl dilindeki adıyla “amatl” olarak bilinen, işlenmiş ağaç kabuğundan yapılmış bir kâğıt formuna boyanmış metinler de üretti. (1384)

Bizim Müslümanlar en çok “Sıfırı biz Müslümanlar bulduk” diye övünürler. Oldum olası bu böbürlenmeyi duyarım. Muhterem dîn kardeşlerimi üzmek istemem ama, bu bilgi doğru değil. Düne kadar evet doğru bir bilgiydi, ama artık değil. Son yıllarda yapılan arkeolojik çalışmalar, sıfır (0) rakamını ilk keşfedenlerin Mayalar olduğunu ortaya koymuştur. (1385) Mayalar sıfırı Geç Klasik-öncesi Dönem’de benimsedi ve sıfırın sembolünü sayılara ekledi. (1386) Sıfırın en erken açık kullanımı, Maya topraklarında 357 tarihli anıtlarda görülmeye başlandı. (1387) İlk kullanımlarında sıfır, belirli bir takvim sayımının olmadığını gösteren bir yer tutucu işlevi gördü. Bu daha sonra hesaplama yapmak için kullanılan bir sayıya dönüştü (1388) ve bin yıldan fazla bir süre hiyeroglif metinlerde kullanıldı (1389). Diğer Mezoamerika uygarlıklarında olduğu gibi, Mayalar da temel 20 (vigesimal) sistemi kullandılar. (1390)

Diğer Mezoamerikan takvimleriyle ortak olan Maya takvim sisteminin kökenleri Klasik-öncesi Dönem’dedir. Bununla birlikte, takvimi en gelişmiş düzeyde geliştiren, Ay ve Güneş döngülerini, tutulmaları ve gezegenlerin hareketlerini büyük bir doğrulukla kaydeden Maya’ydı. Maya hesaplamaları, Eski Dünya (Afrika, Avrupa, Asya)’daki eşdeğer hesaplamalardan daha doğruydu. Örneğin Maya güneş yılı, Julian yılından daha fazla doğrulukla hesaplandı. Maya takvimi özünde Maya ritüeline bağlıydı ve Maya dînî uygulamalarının merkezindeydi. (1391)

Mayalar Güneş, Ay, Venüs ve yıldızların hareketleriyle ilgili astronomik verileri sabırla kaydederek gökcisimleri üzerinde titiz gözlemler yaptılar. Bu bilgi kehanet için kullanıldı, bu nedenle Maya astronomisi esasen astrolojik amaçlar içindi. Maya astronomisi dîn öncüleri (rahipler) tarafından geçmiş zaman döngülerini kavramak ve onları geleceğe yansıtmak için kehanet üretmek için kullanılsa da, ekin ekimi ve hasatta yardım sağlamak gibi bazı pratik uygulamaları da vardı. (1392)

Kadınlar antik Maya toplumunda önemli bir role sahipti. Maya kadınları, çocuk doğurarak ve yetiştirerek kültürü yaymanın ötesinde, devlet yönetimi, ekonomik yönetim ve çiftçilik faaliyetlerine katıldılar. Kadınlar ayrıca Maya toplumu için temel bir kaynak ve ürün olan tüm tekstil ürünleri üzerinde çalıştılar. (1393) Kadınların Maya toplumundaki statüsü, onların mezarlarından, metinsel ve anıtsal tarihlerinden öğrenilebilir. Kadınlar hükümdar bile olmuş ve devleti yönetmişlerdir. Bu kadın hükümdarlardan biri K’awil (? – ?)’dir. Kraliçe K’awil, iki erkek kralın art arda başarısız yönetiminin ardından tahta oturmuş, başarılı yönetimiyle devleti tekrardan güçlü konumuna yükseltmiştir. (1394) Mayalar’ın ataerkil aileleri vardı ve seçkin Maya erkekleri çok eşlilik uyguluyordu, birden fazla kadınla evlenirdi, (1395) Fakat Maya kadınları sadakatsiz kocalara karşı oldukça gaddar idiler. (1396) Maya bebekleri ve anneleri aynı yatağı paylaşırdı. (1397)

Günümüzde Meksika’da (Yucatán, Chiapas ve Tabasco eyaletlerinde), Belize’de, Guatemala’da, Honduras’ta ve El Salvador’da olmak üzere takribî 6, 1 milyon Maya yaşıyor. (1398) Beyaz işgal sonrası bağımsızlıklarının yanısıra kültür ve dilleri de önemli derecede yok edildi. Bugün bile Mayalar’ın çoğu geçimini mısır yetiştirerek sağlıyor. (1399)

Mayalar’ın dînî inançlarına gelince…

Dîn, Mayalar’da yaşamın çeşitli alanlarında kendini hissettiren önemli bir etken olmuştur. Tarımsal faaliyetlerden ve halk törenlerinden sanat ve kültüre dek etkisini hissettirmiştir. Dîn adamlarının, Maya Uygarlığı’nı elinde tutan ideolojiyle ve siyasî denetimle yakından ilişkili oldukları ve aynı zamanda bilimi temsil ettikleri gözönüne alındığında, bu etkinin büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir. Mezoamerika’nın geri kalanı gibi, Mayalar da çoktanrılı bir dîne sahipti ve bir dizi güçlü Tanrı’nın yaşadığı doğaüstü bir alana inanıyorlardı. Bu Tanrılar’ın çeşitli ibadetler, ritüeller ve törenlerle memnun edilmesi gerekiyordu. (1400) Maya dînî pratiğinin merkezinde, doğaüstü krallığın sakinleriyle ilişkilerinde yaşayan torunları için aracı olarak hareket edecek olan vefat etmiş ataların kültü vardı. (1401) İnsanlarla doğaüstü âlem arasındaki ilk aracılar şamanlardı. (1402)

Maya dîninin son zamanlardaki hali biraz daha iyi bilinmektedir. Klasik-sonrası Dönem’deki Maya dîninin üç temel özelliği; çoktanrıcı (politeist), natüralist (atmosferdeki olayları ilahlaştırma) ve düalist olmasıdır. (1403) Düalistliğinde “iyi – kötü” ikilemi yapılmakla birlikte, “Hayır da şer de Allah’tandır” ilkesine sahiptir. İyilik ilahları ile kötülük ilahları sürekli bir çatışma içindedir; fakat gün ve gece, yaşam ve ölüm, dölleyen ve döllenen nasıl birbirlerinden tümüyle ayrılamazlarsa, bunlar da birbirlerinden tümüyle ayrı değildiler (yin ve yang gibi). İnsanların gelecekleri de bu çatışmadan nasibini alır. Herşeyden önce, “dünya ebeveyn çifti” (çoğu çiftçide olduğu gibi) eski Güneş Tanrısı ve genç Ay Tanrıçası’ndan oluşan önemli bir anlama sahiptir. Hayat, doğudan (çift sembol: Ay’ın doğuşu, yaşam = kırmızı renk) batıya (günbatımı, ölüm = siyah renk) zorlu bir yol olarak görülür. (1404)

Diğer Mezoamerika halkları gibi, Mayalar da zamanın döngüsel bir karakterine inanıyordu. Ritüeller ve törenler, doğanın astronomik ve karasal döngüleriyle yakından ilişkiliydi. Tekrar eden süreçler sistematik olarak gözlemlendi ve çeşitli Maya takvimlerinde kaydedildi. (1405) Maya rahiplerinin görevi, özellikle farklı döngülerin (takvim ölçümlerinin) sayısal olarak birbiriyle ilişkili olmasıyla yapılan döngüleri yorumlamaktı. Rahipler şölen, kan alma, tütsü yakma, müzik, ritüel dans ve bazı durumlarda insan kurban etmeyi içeren halka açık törenler yaptılar. (1406) Mayalar hayvan kurban ettikleri gibi bazı nadir özel durumlarda insan da kurban ediyorlardı. (1407)

Mayalar’ın olağanüstü kültürel başarılarının çoğu, takvimler, yazılar ve yapılar da dahil olmak üzere dînleriyle yakından ilgilidir. Doğaüstü güçlere olan inanç Maya yaşamını kapladı ve yiyecek hazırlama gibi en basit günlük faaliyetlerden ticaret, politika ve seçkin faaliyetlere kadar her yönünü etkiledi. Maya Tanrıları, dünyanın hem görünen hem de görünmeyen tüm yönlerini yönetti. (1408)

Maya Tanrıları şunlardı:

    ● Hunab Kú: Yaratan, var eden Tanrı’dır. Mutlak olandır. Tüm ilahların babası ve efendisidir. Adındaki üç heceden “hun” kelimesi “tek olan” anlamına, “nab” kelimesi “ölçü ve hareket” anlamına ve “kú” kelimesi de “veren” anlamına gelir ki, üçü birleştirildiğinde oluşan anlam, “Ölçüyü ve Hareketi Vermiş Tek Olan Tanrı”dır.

    ● İtzamná: Göklerin, gecenin ve gündüzün efendisi ve Hunab Kú’nun oğludur. Güneş Tanrısı olarak, Ahau ya da Kakmó Kiniç olarak da tezahür eder.

    ● Kukuul Kaan: Toltekler’deki ve Aztekler’deki adı “Sakallı Yılan” anlamında “Quetzalcóatl”, Quechua Kızılderilileri’nin dilindeki adı “Gucumatz”dır. Bu ad Pueblo Kızılderilileri’nin dilinde “Sakallı Yılan” anlamına, Meksika Kızılderilileri’nin dilinde ise “Kuş Yılan” anlamına gelir. Mayalar’da bu ilah “Tüylerle Kaplı Yılanların Efendisi” anlamında “Kukuul Kaan” adını almıştır. Toltek, Aztek, Maya ve İnka metinlerine göre, insanlarla bir süre yaşamış, onlara doğru yolu gösterdikten ve uygarlığı öğrettikten sonra göklere geri dönmüştür.

    ● İx Çebel Ya’axKiniç Ahau’nun karısıdır.

    ● Kiniç Ahau: İtzamná’nın oğludur.

    ● İxçel: İtzamná’nın karısıdır. Ay ve Dokuma Tanrıçası’dır. Sulara ve sellere hükmeder.

    ● Çaak: Şimşek, Yıldırım ve Yağmur Tanrısı’dır. Dört yöne bölünür; doğu (kırmızı), kuzey (ak), batı (kara) ve güney (sarı).

    ● Wakax Yol K’awil (Nal): Mısır Bitkisi Tanrısı’dır. Bazen üç mısır başağıyla temsil edilir.

    ● Ah Puç (Kisin; Kimilo Hun Ahaw): Ölüm Tanrısı’dır.

    ● Yum Kaax: Savaş Tanrısı’dır.

    ● Xaman Ek: Kuzeydeki bir yıldızın Tanrı’sıdır.

    ● İxtab: İntihar Tanrıçası’dır, Kisin’in karısıdır.

… ve daha birçok Tanrı, doğaüstü güç ve rûh. (1409)

Mayalar evreni yüksek düzeyde yapılandırılmış olarak gördü. Aralarında ölümlü dünya ile birlikte göklerde 13, yeraltında 9 seviye vardı. Her seviyenin farklı bir renkle ilişkili dört ana yönü vardı; kuzey  = beyazdoğu = kırmızıgüney = sarı ve batı = siyah idi. Büyük Tanrılar’ın bu yönler ve renklerle ilişkili yönleri vardı. (1410)

Tıpkı kıtadaki diğer dînlerde olduğu gibi, Maya inancında da “üç âlem” vardır: “Üst Dünya” (Göksel Dünya), “Orta Dünya” (Yaşadığımız Yeryüzü) ve “Alt Dünya” (Yeraltı Dünyası). (1411) Dünyanın merkezinde, çeşitli alanlar arasında iletişim aracı olarak hizmet eden bir yaşam ağacı vardır ve bu ağaca Maya dilinde “ceiba” denir. (1412)

Maya geleneğine göre yeryüzündeki canlılar bugüne dek her biri çok uzun zaman dilimlerini kapsayan ve Tufan benzeri yıkımlarla sona eren dört çağ geçirmiştir. (1413) Mayalar’ın kutsal kitabı “Popol Vuh”a göre çok eski çağlarda devler de yaşamış ve yarı-ilahlar devleri öldürerek “devler çağı”nı bitirmişlerdir. Şimdi beşinci çağda bulunmaktayız. (1414)

Mayalar’ın kutsal kitaplarından biri “Popol Vuh”tur. “Popol Vuh”, Guatemala’daki Maya kültürünün çoğunluğuna sahip olan Quechua efsanelerinin bir derlemesidir. Guatemala bölgesini bu medeniyetin başlangıç ​​noktası olarak toplayan bu kitapta Maya yaşam tarzı çok detaylı bir şekilde anlatılıyor. İspanyol fetihleri ​​sırasında birçok Maya kitabı yakıldı, ancak buna rağmen “Popol Vuh” sözlü olarak aktarılmaya devam etti. 1701 – 03 yılları arasında önce Quechua diline, ardından İspanyolca’ya çevrildi. Maya dilinde “Popol” kelimesi “Toplantı” veya “Ortak Ev” anlamına gelir. “Vuh” ise “Kâğıt” veya “Kitap” demektir. Bu durumda kutsal kitabın ismi olan “Popol Vuh”, Maya dilinde “Ortak Ev Kitabı” anlamına geliyor. İçinde dînî bir birlik oluşturan mistik, felsefî, sanatsal ve bilimsel değerleri bulabilirsiniz. Maya edebiyatının en önemli kitabı olduğu için “meclis kitabı” olarak da adlandırılır. (1415)

“Popol Vuh” 52 bölümden oluşmaktadır. (1416)

Mayalar’ın kutsal kitabı “Popol Vuh”ta, “dünyanın ve canlıların yaratılışı”, şu cümlelerle anlatılmaya başlanır:

     “Ses fiil demektir. Kelam yaratılış demektir. Yer, kelam ile yaratıldı. Kelam yedi rakamı oluşturularak geldi.

     O devirdeki varlıklar şekilsizdi. Konuşmasını biliyorlardı. Daha Güneş görünmüyordu.

     Tanrılar dördüncü çağın ilk insanlarını ise yoğurarak oluşturdular. Dördüncü çağın ataları olarak önce dört erkek yaptılar, sonra erkekler uyurken kelam yoluyla onlara dört kadın yaptılar.

     Bu insanlar, Tanrılar’a benzer olarak yapılmışlardı. Benzerleriydiler, mükemmeldiler. Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı. Bilgi ve bilgeliklerini, sanatkârlıklarını icra ederek taşlara, dağlara, doğaya yansıttılar. Tanrılar’la aynı dili konuşuyorlar ve birbirleriyle mükemmel biçimde anlaşıyorlardı. Sonunda her şeyi bildiler. Yerin ve göğün dört köşesini, dört yönünü incelediler.

     Fakat Tanrılar’a denk olmaları Tanrılar’ın hoşuna gitmedi. Böyle olunca Tanrılar’la insanlar arasında fark kalmıyordu. Bu yüzden Tanrılar, insan-ilahların, yani ataların gücünü sınırlama kararı aldı. Bir aynanın yüzünün buğulanması gibi ataların gözlerini kararttılar, artık insanlar ancak kendilerine yakın olanı görebileceklerdi.

     ‘Güneşin doğduğu ülke’de yaşayıp çoğaldılar.” (1417)

Burada insanın aklına deli gibi takılan ve popüler deyimle “beyin yakan” bir durum var. O da şudur:

Maya dînî metinlerinde “Güneşin doğduğu ülke” denilerek bahsedilen, Afrika’daki Mısır’dır ve Maya inancına göre dünyada yaşam Mısır’da başlamıştır. Zaten Mayalar da tıpkı Mısırlılar gibi piramitler inşâ etmişlerdir. Maya Dîni’nde de tıpkı Eski Mısır Dîni’nde olduğu gibi Baş Tanrı bir Güneş Tanrısı’dır. Gene aynı şekilde Mısır firavunlarının kendilerine “Güneş’in oğlu” demesi gibi Maya hükümdarları da kendilerine “Güneş’in oğlu” demiştir.

Bütün bunlar tesadüf olabilir mi?

Doğrusu hayatta güzel ve ilginç tesadüflerin olduğuna / olabileceğine inanırım ama bu kadarı bence biraz fazla ve “tesadüf”ün ötesine uzanıyor.

İyi de, beyaz adamın “Amerika’nın keşfi” dediği beyaz işgalden yüzlerce hatta binlerce yıl önce, Mayalar, okyanusun bu tarafındaki Afrika’yı, Afrika’nın da bu tarafındaki Mısır’ı biliyorlar mıydı?

Yoksa bundan tâ binlerce yıl önce Afrika ile “Amerika” arasında bir iletişim ve münasebet mi vardı?

Elbette ki vardı ve bunun onlarca bilimsel kanıtını burada sunabilirim ama bu şimdi bizim konumuz değil ve oraya girersek konumuz tamamen değişir. Fakat merak edenler için, bu konuda kaleme aldığım “Amerika’yı İlk Keşfeden Gerçek Kâşifler” başlıklı 3 bölümlük ilmî çalışmamın linklerini aşağıda dipnot olarak sunuyorum. (1418)

Mayalar’ın kutsal kitapları “Popol Vuh” ve “Çilam Balam”da, “ilk insanların yaratılışı” şu şekilde anlatılır:

     “Başlangıçta sonsuz karanlığın içinde yalnızca yukarıda gökyüzü, aşağıda deniz vardı. Hareket edecek ya da gürültü yapacak hiçbir şey olmadığı için sakin ve sessizdiler.

     Yeryüzü henüz sulardan yükselmemişti. Otlar ve ağaçlar, mağaralar ve koyaklar, kuşlar ve balıklar, yengeçler, hayvanlar ve insanlar daha yaratılmamıştı. Kükreyecek ya da gürleyecek hiçbir şey yoktu, çünkü yalnızca yukarıda boş gökyüzü ve aşağıda sakin deniz vardı.

     Suyun içinde yeşil ve mavi tüylerin altına Tanrılar gizlenmişti. Bu büyük düşünürler suyun içinde sessizce konuştular. Evrende gecenin sonsuz karanlığında yalnızdılar. Birlikte ne olacağına karar verdiler. Birlikte yeryüzünün sulardan ne zaman yükseleceğini, ilk insanın ve tüm diğer canlı türlerinin ne zaman doğacağını, bu canlı varlıkların yaşamak için ne yiyeceklerini ve şafağın dünyayı soluk ışık seline ilk ne zaman boğacağını kararlaştırdılar.

     ‘Yaratılış başlasın!’ diye heyecanla seslendi Tanrılar, ‘Boşluk dolsun! Deniz çekilsin ve yeryüzü ortaya çıksın! Dünya, uyan! Böyle olsun!’ Ve yeryüzünü yarattılar.

     Tanrılar yaptı bunu. Sislerin arasından, bir toz bulutunun içinden dağlar ve vadiler denizden yükseldi. Çam ve selvi ağaçları zengin toprakta kök saldılar. Tatlı sular, dağların yamaçlarında ve vadilerin içinde dere olup aktılar.

     Ve Tanrılar memnun oldular. ‘Biz düşündük ve tasarladık’ dediler, ‘Ve yarattığımız, kusursuz oldu.’

     Sonra Tanrılar sordular: ‘Yarattığımız ağaçların altında yalnızca sessizlik mi olsun istiyoruz? Vahşi hayvanlar, kuşlar ve yılanlar yaratalım. Böyle olsun!’ Ve onları yarattılar.

     Tanrılar yaptı bunu. ‘Siz geyikler, çalılıklarda ve otlaklarda dört ayak üzerinde yürüyeceksiniz. Ormanda çoğalacak, ağaçların serin gölgesinde ve nehir kıyılarında uyuyacaksınız. Siz kuşlar, ağaçların dallarında ve sarmaşıkların arasında yaşayacaksınız. Oralarda yuvalarınızı yapacak ve çoğalacaksınız.’ Geyiklere ve kuşlara böyle buyruldu ve böyle yaptılar.

     Ve Tanrılar memnun oldular: ‘Biz düşündük ve tasarladık ve yarattığımız kusursuz oldu.’ Sonra Tanrılar, yarattıkları canlılara başka şeyler buyurdular: ‘Konuşun, seslenin ve bağırın; her biriniz yapabildiğiniz kadar. Bizim adımızı söyleyin, bizi övün ve bizi sevin.’

     Fakat kuşlar ve hayvanlar bunu yapamazlardı. Çığlık atabilir, tıslayabilir ve ötebilirlerdi; ancak Tanrılar’ın adlarını söyleyemezlerdi.

     Tanrılar, bu yüzden yarattıları canlılardan hoşnut kalmadılar. Onlara dediler ki, ‘Sizlere verdiklerimizi geri almayacağız. Ancak bizi övemediğiniz ve sevemediğiniz için, bunu yapacak başka canlılar yapacağız. Bu yeni yaratıklar sizlerden üstün olacaklar ve sizleri yönetecekler. Sizlerin kaderi onlar tarafından parçalanmak ve etinizin yenmesi olacak. Böyle olsun!’

     Ve onları yarattılar. Tanrılar yaptı onları. Kendilerini övecek ve sevecek uysal ve saygılı bir canlı biçimlendirmeye karar verdiler. Önce çamurlu toprağa şekil vermeyi denediler, fakat bu malzeme çok yumuşaktı. Hareketsiz ve zayıf bir yaratık oldu. Konuşabiliyordu ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu. ‘Çamurdan yapılmış yaratıklar hiçbir zaman yaşamayacak ve çoğalamayacaklar’ diye bağırdı Tanrılar ve bu yaratıkları yok ettiler.

     Sonra yeni yaratıkları tahtadan oymayı denediler. ‘Bu malzeme tam bize uygun görünüyor! Sağlam ve dayanıklı’ dediler, ‘Bu yaratıklar insana benziyor ve insan gibi konuşuyorlar. Bunlardan pek çok yapalım. Böyle olsun!’ Tahtadan canlılar yaşadı ve çoğaldılar, ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu ve içlerinde, yüzlerinde rûh, ellerinde ve ayaklarında kuvvet yoktu. Ciltleri sarı ve kuruydu, altında besleyecek kan dolaşmıyordu. Dört ayakları üzerinde anlamsızca dolaştılar ve Yaratıcılar’ını düşünmediler. ‘Tahtadan yapılmış yaratıklar yaşayıp çoğaltmak için yeterince iyi değil!’ diye bağırdı Tanrılar. Ve bu tahtadan yaratıkları yok etmeye karar verdiler.

     Tanrılar, gökte özsuyundan büyük bir sel oluşturdular ve yeryüzüne döktüler. Tahta yaratıkların kafalarına vurdular ve onları ağaç gibi devirdiler. Sonra bir kartal üzerlerine geldi ve gözlerini oydu. Bir yarasa üzerlerine geldi ve kafalarını kopardı. Bir jaguar üzerlerine atladı ve kemiklerini kırıp dağıttı. Yeryüzü karanlıkla örtüldü ve aralıksız bir kara yağmur yağdı. Güçsüz kalınca, düşmanları tahta yaratıklara saldırdılar. Küçük – büyük hayvanlar onlara saldırdılar. Sopalar ve taşlar, tabaklar ve çömlekler onlara saldırdı. Aç bıraktıkları ve eziyet ettikleri köpekler, şimdi dişleriyle yüzlerini parçaladılar. Öğütmek için kullandıkları taşlar, şimdi onları öğüttüler. Ocak ateşi üzerinde yaktıkları kap kacaklar, şimdi yüzlerini yaktılar.

     Umutsuzca yaşamları için savaşan tahta yaratıklar, evlerinin çatılarına tırmanmaya çalıştılar, ama evler yıkıldılar ve onları yere attılar. Dallarında güvenliğe kavuşmak için ağaçlara tırmanmaya çalıştılar, ama ağaçlar onları salladılar ve yere attılar. Mağaralara girmeye çalıştılar, ama mağaralar kapandılar ve onlara sığınak olmayı reddettiler.

     Birkaçı dışında tahta yaratıkların tümü yok olmuştu. Diğerleri şekilsiz yüzler ve çeneleriyle sağ kaldılar ve onların soyundan gelenlere ‘maymun’ adı verildi.

     Tanrılar, sonra gecenin karanlığında görüşmek için toplandılar. Güneş, Ay ve yıldızlar, daha gökyüzünde yerlerini almamışlardı. ‘Yeniden bizi övecek ve sevecek yaratıklar yaratmayı deneyelim. Böyle olsun! Yeryüzünde soylu canlılar yaşasınlar. Onlara biçim vereceğimiz malzemeyi arayalım’ dediler.

     Dört hayvan, dağ kedisi, koyot, karga ve küçük bir papağan, Tanrılar’ın önüne geldiler ve onlara yakında bolca yetişen sarı ve beyaz başaklı mısırlardan sözettiler. Tanrılar hayvanların gösterdiği yola koyuldular. Mısırı buldular, öğüttüler ve bu yiyecekten soylu yaratıklar biçimlendirdiler. ‘Böyle olsun!’ diye heyecanla bağırdılar. Ve onları yarattılar. Tanrılar yaptı onları.

     Böylece dört ‘ilk ata’ yaratıldı. Tanrılar, gövdelerini mısır unundan yaptılar. Öğütülmüş sarı ve beyaz mısırdan içecekler yaptılar, bunlar yeni yaratıklarına kas ve et oldu ve bunlarla birlikte güç vermek için onları beslediler. Ve Tanrılar memnun oldular. ‘Biz düşündük ve tasarladık’ dediler, ‘Ve yarattığımız, kusursuz oldu!’

     Bu dört ‘ilk ata’, insan gibi görünüyor ve konuşuyordu. Çekici, akıllı ve bilgeydiler. Çok uzakları görebiliyorlardı. Dağlar ve vadiler, ormanlar ve çayırlar, okyanuslar ve göller, ayaklarının altındaki yeryüzü ve başlarının üstündeki gökyüzü onlara doğalarını açık ettiler.

     Dört ‘ilk ata’, dünyada görülecek herşeyi gördüklerinde, gördüklerinin değerini anladılar ve Yaratıcılar’ına teşekkür ettiler. ‘Bizi yaratıp şekil verdiğiniz için size teşekkür ederiz’ dediler, ‘Bize görme, duyma, konuşma, düşünme ve yürüme yetenekleri verdiğiniz için size teşekkür ederiz. Büyük ve küçük, uzak ve yakın herşeyi görebiliyoruz, herşeyi biliyoruz ve size teşekkür ediyoruz!’

     Tanrılar yine memnun değildiler. Bu sefer de, ‘Amaçladığımızdan daha iyi yaratıklar mı yarattık? Çok mu kusursuzlar?’ diye birbirlerine sordular, ‘O kadar bilgili ve bilgeler ki, bizim gibi Tanrı mı olacaklar? Daha az görsünler ve bilsinler diye görüşlerini mi azaltsak? Böyle olsun!’ dediler.

     Böyle konuştu Tanrılar ve yarattıkları varlıkları değiştirdiler. Gözlerine sis üflediler ki yalnızca yakınlarında olanları görsünler. Böylece yaratıcıları dört ‘ilk ata’nın sahip oldukları bilgi ve bilgeliği yok ettiler.

     Tanrılar, ilk insanları yaratıp böyle biçimlendirdikten sonra dediler ki: ‘Şimdi ilk insanlar için özenle eşler yaratıp biçimlendirelim. Eşleri, onlar uyurken gelsinler ve uyandıklarında onlara mutluluk vermek için orada olsunlar. Böyle olsun!’

     Ve onları yarattılar. Tanrılar yaptı onları. Ve Tanrılar memnun oldular. ‘Biz düşündük ve tasarladık’ dediler, ‘Ve yarattığımız kusursuz oldu!’

     Bir süre sonra Tanrılar, ‘ilk atalar ve ilk analar’a benzeyen birçok insan daha yaptılar. İnsanlar karanlıkta yaşayıp çoğalıyorlardı, çünkü Tanrılar daha ne Güneş’i, ne Ay’ı, ne yıldızları, ne de herhangi bir ışık biçimi yaratmışlardı. Hem açık hem koyu tenli, hem varlıklı hem yoksul ve farklı diller konuşan çok sayıda insan, doğuda birarada yaşıyordu.

     Tanrılar’ının hiçbir görüntüsünü yapmadılar, ama Yaratıcılar’ını unutmadılar. Sevgi dolu ve uysaldılar. Yüzlerini göğe kaldırıp dûâ ettiler: ‘Ey Yaratıcılar! Bizimle kalın ve bizi dinleyin! Işık olsun! Şafak olsun! Gündüz olsun! Şafak dünyayı soluk ışığa boğsun ve Güneş onu izlesin. Güneş her gün aydınlanarak gökyüzünde parladıkça, bize soyumuzu sürdürmemiz için kızlar ve oğullar bağışlayın. Bize iyi, yararlı ve mutlu yaşamlar verin ve bize barış verin!’

     Bu sözlerle insanlar, Güneş’i yükselip Yaratıcılar’ın yaptıkları basamakları altın ışınlarıyla aydınlatmaya çağırdılar. ‘Ve öyle olsun!’ dedi Tanrılar, ‘Işık olsun! Evrenin şafağında, tüm yarattıklarımızın üstünde sabahın erken ışığı parlasın! Çünkü biz düşündük ve tasarladık ve yarattığımız kusursuz oldu!’

     Ve onu yarattılar. Tanrılar yaptı bunu. Güneş, sulardan yükseldi ve altın ışınlarını yeryüzüne saçtı. Büyük ve küçük hayvanlar koyakların serin gölgesinde ve nehir kıyılarında ayağa kalktılar ve doğan Güneş’e yüzlerini döndüler. Jaguar ve puma kükredi ve yılan tısladı. Kuşlar kanatlarını açtılar ve şarkı söylemeye başladılar. İnsanlar, tütsüler yakan ve kurbanlar sunan rahiplerin çevresinde dans ettiler.

     Çünkü Tanrılar dünyayı ışıkla aydınlatmıştı ve kusursuzdu.” (1419)

Mayalar’ın kutsal kitabındaki bu anlatıma göre;

1 – Henüz Güneş, Ay ve yıldızlar yokken Dünya gezegeni vardı. Dünya hepsinden önce yaratıldı. Dahası, Güneş dahil olmak üzere evrendeki tüm gökcisimleri Dünya için, hatta Dünya’daki bir canlı türü olan insan için yaratıldı.

2 – İnsan önce çamurdan yaratılıyor, ama o çok yumuşak olduğu için o yaratıklar yok ediliyor.

3 – İnsan sonra tahtadan yaratılıyor, ama o da rûhsuz olduğu için büyük çoğunluğu yok ediliyor, az bir kısmı bırakılıyor. O bırakılanlar, bugünkü maymunları oluşturuyorlar. Yani maymunlar, o ikinci tür insanların soyundan geliyorlar.

4 – Şu anki biz insanlar ise mısır bitkisinden yaratılıyoruz. Yani bizim ana/atamız mısırdır. (Daha önce anlattıklarımızdan hatırlayacağınız üzere, Nijerya’daki Efik inancında da Tanrı ilk insanları mısır başaklarından yaratmıştı. (1420))

5 – Tanrılar önce 4 erkek yaratıyorlar. Sonra onlara eş olsunlar diye 4 kadın yaratıyorlar.

6 – İnsan ilk yaratıldığında daha üstün meziyetlere sahipti. Fakat Tanrılar – onların yerlerini alacağımızdan korktukları için – sahip olduğumuz meziyetlerin bazılarını geri aldılar ve bizim özelliklerimizi biraz düşürdüler.

Meksika’dayız…

Maya Uygarlığı’nın son dönemlerinde, biraz daha kuzeyde, Meksika topraklarında kurulan Tenoçka İmparatorluğu ya da Meksika İmparatorluğu veya bilinen adıyla Aztek İmparatorluğu (1325 – 1521), yine Orta Amerika’nın güçlü devletlerinden biriydi. “Üçlü İttifak” ya da kendi Nahuatl dilindeki orijinal adıyla “Ēxcān Tlahtōlōyān” olarak da anılan bu imparatorluk, üç Nahua altepetl şehir devletinin (Meksiko-TenoçtitlanTetzcoko ve Tlakopan) ittifakıydı. Bu üç şehir devleti, 1521 yılında işgalci İspanyol kuvvetlerine yenilene kadar tam 200 yıl bölgeyi yönettiler. “Üçlü İttifak”, Azcapotzalko şehri ile eski eyaletler arasında savaşan bir iç savaşın muzaffer gruplarından kurulmuştu. İmparatorluğun kendi kendini yöneten üç şehir devletinin bir ittifakı olmasına rağmen Tenoçtitlan siyasî ve askerî olarak hızla baskın hale gelmişti. “Aztek”, bugün kullanılan modern bir terimdir; onlar kendilerini asla böyle nitelendirmediler. Bu kavmin ismi Nahuatl idi ve Meksika ulusunun bir parçasıydılar. Meksikalar (Aztekler), Orta Meksika’da, Guerrero bölgesinde ve Meksika Körfezi kıyılarında, ayrıca Oaxaca’nın bazı bölgelerinde sayısız halk üzerinde egemenlik kurdular. Aztekler’in fiilî başkenti olan Tenoçtitlan, tahminî 150.000 ilâ 200.000 kişilik nüfûsu ile 1500’lü yıllarda dünyanın en büyük şehirlerinden biriydi. Tüm imparatorluğun nüfûsu ise 5 ilâ 6 milyon arasındaydı. (1421)

Bugün aynı topraklardaki ülkenin ismi olan “Meksika” (México), adını Aztek İmparatorluğu’nu kuran Meksika halkından alır. Bu halk ise bu adını, aynı isimdeki bir gölden alır. Bu göl kenarında yaşayan kavmin ismi olan Meksika, Aztek Nahuatl dilinde “Ay Gölü” demektir. (1422)

Aztek toplumu, dînin baskın bir etkiye sahip olduğu, akrabalık, bölgesel bölünmeler, belirli bir Tanrı’ya ibadet ve biyolojik bir akrabalık bağıyla birleşmiş eski ailelerin devamı ile birbirine bağlı insan gruplarından oluşan ve “kalpullis” adı verilen 20 klana bölünmüştü. Her klanın toprakları, bir tapınağı ve bir lideri vardı. Üç sınıfa ayrıldılar; “pīpiltin” (soylular), “mācēhualtin” (sıradan insanlar) ve “tlātlācohtin” (köleler). (1423)

Ekonomik olarak refah içindeydiler. Her şeyden önce diğer şehirler üzerindeki kontrolleri, bol iş gücüne sahip olmalarını sağladı. Refahı mümkün kılan bir diğer faktör de ileri tarım tekniklerinin kullanılmasıydı. “Çinampa” olarak bilinen tarım ürünleri yetiştirme sistemini kullandılar ve bu sistemle toprağı suya getirdiler. Bunu şu şekilde yaptılar: Bataklık arazilere dört ahuehuete kazığı sapladılar ve bir dikdörtgen oluşturdular. İçini çubuklarla ve ot şeritleriyle doldurdular ve çamurla kapladılar. Kazıklar kök saldı ve toprağı kenarlarından tuttu. Çinampa gölden suyu emdi ve çamur kompost görevi gördü. Bu şekilde yılda birkaç kez ekim yapıyorlardı. Ayrıca dağlık alanlarda ekim terasları inşâ ettiler. Bitki ve hayvan gübreleri kullandılar. Çinampalar son derece verimli toprak parçalarıydı ve yılda ortalama 7 ürün veriyordu. Mevcut çinampa verimi temelinde, bir hektar (2, 5 dönüm) çinampanın 20 kişiyi besleyebileceği ve 9.000 hektar (22.000 dönüm) çinampanın 180.000 kişiyi besleyebileceği tahmin edilmektedir. (1424)

Aztekler yapay sulama sistemleri kurarak tarımsal üretimi daha da yoğunlaştırdı. Çiftçiliğin çoğu yoğun nüfûslu bölgelerin dışında gerçekleşirken, şehirlerin içinde başka bir küçük ölçekli çiftçilik yöntemi vardı. Her ailenin mısır, meyve, ot, ilaç ve diğer önemli bitkileri yetiştirdiği kendi bahçe arsası bulunuyordu. Tenoçtitlan şehri büyük bir merkez haline geldiğinde, şehre su, göl kıyısındaki kaynaklardan gelen su kemerleriyle sağlandı ve gübre olarak kullanılmak üzere insan atıklarını toplayan bir sistem kurdular. Yoğun tarım yoluyla Aztekler, büyük bir kentleşmiş nüfûsu besleyebildiler. Göl ayrıca balık, amfibiler, karides, deniz böcekleri, böcek yumurtaları ve su kuşları gibi suda yaşayan hayvanlar bakımından zengin bir protein kaynağıydı. Deniz kaynaklı bu kadar çeşitli protein kaynakları olduğu için, evcil hayvanlar etleri için nadiren kesiliyordu. (1425)

Gıda ürünlerinin arz fazlası, Aztek nüfûsunun önemli bir bölümünün kendilerini gıda üretimi dışındaki ticaretlere adamasına olanak sağladı. Yerli gıda üretimine özen göstermenin yanısıra, kadınlar agave liflerinden ve pamuktan tekstil dokuyorlardı. Erkekler ayrıca seramik, obsidyen ve çakmaktaşı aletlerin üretimi ve boncuk işi, kuş tüyü işi gibi lüks malların üretimi ve müzik aletlerinin işlenmesi gibi zanaat uzmanlıklarıyla uğraştı. (1426) Aztekler çok fazla metal işçiliği yapmadılar, ancak altın için temel eritme teknolojisi bilgisine sahiptiler ve altını yeşim ve turkuaz gibi değerli taşlarla birleştirdiler. Bakır ürünleri genellikle Miçoakan Taraskans’tan ithal edildi. (1427)

Para kullanmıyorlardı. Ticaret esas olarak takasa dayanıyordu. Ürünler bir pazar ağı aracılığıyla dağıtılıyordu. (1428)

Aztek dînî hayatı takvimlere göre düzenlenmiştir. Çoğu Mezoamerika halkı gibi, Aztekler aynı anda iki takvim kullandılar: “Tonalpohualli” adı verilen 260 günlük bir “ritüel takvimi” ve “Xiuhpohualli” adı verilen 365 günlük bir “Güneş takvimi”. Her iki takvimde de her günün bir adı ve numarası vardı ve iki tarihin birleşimi 52 yıllık bir süreyi kapsıyordu. Her 52 yılda bir, iki takvim ortak başlangıç ​​noktalarına ulaşır ve yeni bir takvim döngüsü başlar. (1429)

Aztekler, Mayalar gibi tam gelişmiş bir yazı sistemine sahip değillerdi, ancak Maya ve Zapotec gibi, logografik işaretleri fonetik hece işaretleriyle birleştiren bir yazı sistemi kullandılar. (1430)

Şiir ve şarkı çok saygı görürdü. Aztek festivallerinin çoğunda sunumlar ve şiir yarışmaları vardı. Nesir”, farklı kategorileri ve bölünmeleri ile bir “tlahtolli” idi. (1431)

Aztek (Meksika) Dîni, antik Mezoamerika halklarının bin yıllık inanç ve geleneklerinin, varoluşun, evrenin yaratılışının ve insanın Tanrı’ya göre durumunun, tarımın, yağmurun ve tarımla yakından bağlantılı bir karmaşıklığın senteziydi. Diğer Mezoamerika dînleri gibi Aztek Dîni de çoktanrılı (politeist) bir dîndi ve düzinelerce Tanrı’yı içeren çeşitli bir panteona tapıyorlardı. Hükümdarlar “Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri” olarak görülüyorlardı ve bu yüzden ilahî bir hakla ülkeyi yönetiyorlardı. Mayalar çeşitli tapınaklar inşâ ettiler. Birçok dînî törenleri, ibadet ve ritüel biçimleri vardı. Mayalar gibi onlar da insan kurban ediyorlardı ve Aztekler bu insan kurban etme olayını çok fazla abartmış, vahşet boyutuna vardırmıştır. (1432) (Not: Bu son cümlede geçen bilgi, beyaz işgalcilerin uydurması da olabilir.)

Ana Tanrı, Güneş Tanrısı Huitzilopochtli idi. Aztek Tanrıları (Tanrı onların dilinde “Teotl” şeklinde) içinde diğer önemlileri arasında; Meksika (Aztek) halkının koruyucusu olan Rüzgâr, Gökyüzü ve Yıldız Tanrısı Quetzalcoatl, Yağmur ve Fırtına Tanrısı Tlaloc, Dişi Toprak Tanrıçası Tlaltecutli, sabah yıldızı olarak Şafak ve Venüs Tanrısı Tlahuixcalpantecuhtli, Seks Tanrıçası Tlazolteotl, Yeraltı ve Ölüler Diyarı Tanrısı Mictlantecuhtli, denizlerin, göllerin ve tüm nehirlerin annesi olan Su Tanrıçası Chalchiuhtlatonal, Tarım, Mevsimler, Doğurganlık ve Doğal Döngü Tanrısı Xipe Totec ve daha onlarca Tanrı zikredilebilir. (1433)

Aztek Dîni’nin kozmolojisi, dünyayı 13 cennete ve 9 dünyevî katmana böler. Birinci gök birinci karasal katmanla örtüşür, böylece gök ve karasal katmanlar Dünya’nın yüzeyinde buluşur. Aztek inancında da tıpkı Maya ve İnka inançlarında olduğu gibi, “üç âlem” vardır: “Üst Dünya” (Göksel Dünya), “Orta Dünya” (Yaşadığımız Yeryüzü) ve “Alt Dünya” (Yeraltı Dünyası). (1434)

Diğer birçok halklar gibi Aztekler de dünyanın kökenini açıklamaya çalıştı. Burada çeşitli dünyaların ve güneşlerin oluş sırasının yanısıra mitler ve fikirler anlatıldı. Aztekler’e göre, bu dünyadan önce, her biri ateş, su, toprak ve rüzgâr elementlerinden birine atanan dört başka dünya veya “güneş” vardı. İlgili öğeye atama, güneşin hem doğasını hem de bileşimini ve ayrıca batışının türünü belirtir. (1435)

Evrenin geri kalanı olan boşluktan, ilk Tanrı Ometeotl kendini yarattı. Ometeotl hem erkek hem dişi, iyi ve kötü, ışık ve karanlık, ateş ve su, yargı ve bağışlama, dualite Tanrısı’ydı. Ometeotl, her biri dört ana yönden birine başkanlık eden Tezcatlipocas adlı dört çocuk doğurdu. Batıda ışık, merhamet ve rüzgâr Tanrı’sı Beyaz Tezcatlipoca yani Quetzalcoatl başkanlık eder. Güneyde savaş Tanrı’sı Mavi Tezcatlipoca yani Huitzilopochtli başkanlık eder. Doğuda, altın, çiftçilik ve bahar zamanının Tanrı’sı Kırmızı Tezcatlipoca yani Xipe Totec başkanlık eder. Kuzeyde yargı, gece, aldatma, büyücülük ve dünya Tanrı’sı Kara Tezcatlipoca başkanlık eder. (1436)

Dört kardeş yeryüzünü, denizi, ateşi, yeraltı dünyasını, gökleri, ilk insan çiftini ve kutsal takvimi yarattı. (1437)

Aztek (Meksika) inancına göre, ilk yaratılan insanlar Oxomoko ve Cipaktonal’dır. Oxomoko ve Cipaktonal, pekçok tarihçi ve arkeologa göre bizdeki Âdem ile Havva’ya tekabül etmektedir. Oxomoko kadın, Cipaktonal erkektir. (1438) Fakat bunun tam tersini, yani Cipaktonal’ın kadın, Oxomoko’nun erkek olduğunu iddiâ eden araştırmacılar da olmuştur. (1439)

Bu ilk insanlar takvimden sorumluydular. Astrolojiyi ve takvimi icad ettiler. (1440)

İkilinin Piltzin Tecuhtli adında bir oğlu oldu. Çocuk büyüdüğünde Xochiquetzal’ın kızıyla evlendi. (1441)

Fakat bu Xochiquetzal kimdir, nerden çıktı, akraba mıdır yoksa Tanrı O’nu ayrıeten mi yarattı, bu konuda herhangi bir bilgi verilmiyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ndeyiz…

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(1310): İbrahim Sediyani, Adını Arayan Coğrafya, s. 44, Özedönüş Yayınları, İstanbul 2009

(1311): Dünyadaki bütün ansiklopedilerde “Maya” maddesi

(1312): Matthew Restall – Florine Asselbergs, Invading Guatemala: Spanish, Nahua and Maya Accounts of the Conquest Wars, s. 4, Pennsylvania State University Press, University Park 2007

(1313): The Oxford Encyclopedia of Mesoamerican Cultures, William L. Fash, “Maya” maddesi, Oxford University Press, Oxford 2001

(1314): Ley de Idiomas Nacionales – Decreto Número 19-2003, El Congreso de la República de Guatemala, Centro Nacional de Análisis y Documentación Judical (CENADOJ), https://web.archive.org/web/20070927235237/http://www.oj.gob.gt/es/QueEsOJ/EstructuraOJ/UnidadesAdministrativas/CentroAnalisisDocumentacionJudicial/cds/CDs%20leyes/2003/Leyes%20en%20PDF/Decretos%202003/Decreto%2019-2003.pdf

(1315): Catálogo de las Lenguas Indígenas Nacionales: Variantes Lingüísticas de México con sus Autodenominaciones y Referencias Geoestadísticas, Instituto Nacional de Lenguas Indígenas (INALI), Ciudad de México, 652 (9): 22 – 78 (birinci bölüm), 1 – 96 (ikinci bölüm), 1 – 112 (üçüncü bölüm), Diario Oficial de la Federación, 14 Ocak 2008, https://www.inali.gob.mx/pdf/CLIN_completo.pdf

(1316): Lenguas Indígenas en México: Hablantes de Tres Años o Más, 2020, Instituto Nacional de Estadística y Geografía, 2015, Cuantame, http://cuentame.inegi.org.mx/hipertexto/todas_lenguas.htm

(1317): Ley General de Derechos Lingüísticos de los Pueblos Indígenas, Nacion Multicultural, 2003, https://web.archive.org/web/20130921054016/http://www.nacionmulticultural.unam.mx/Edespig/diagnostico_y_perspectivas/leyes_declaraciones/2%20LENGUA%20Y%20CULTURA/Ley%20general%20de%20derechos%20linguisticos.pdf

(1318): Maya Civilization Timeline, Maricopa Ciudad de México, 7 Temmuz 1995, https://web.archive.org/web/20030924004813/http://www.mc.maricopa.edu/dept/d10/asb/anthro2003/legacy/maya/mmc09eng.html

(1319): Michael Blake – Brian S. Chisholm – John E. Clark – Barbara Voorhies – Michael W. Love, Prehistoric Subsistence in the Soconusco Region, Current Anthropology, sayı 33, s. 83 – 94, Şubat 1992, https://www.jstor.org/stable/2743715 / Jennifer Pinkowski, City by the Sea, Archaeology, sayı 59, Ocak – Şubat 2006, https://archive.is/20121209175008/http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:XrnDOqHTEZEJ:www.archaeology.org/0601/abstracts/chiapas.html+Soconusco+1800&hl=tr&ct=clnk&cd=3&gl=tr / Chronological Table of Mesoamerican Archaeology, Pages.Ucsd, 15 Eylül 1999, https://pages.ucsd.edu/~dkjordan/arch/mexchron.html

(1320): David Drew, The Lost Chronicles of the Maya Kings, s. 6, Phoenix Press, Londra 2004 / Francisco Estrada-Belli, The First Maya Civilization: Ritual and Power Before the Classic Period, s. 1 – 3, Routledge Publishing, Abingdon & New York 2011

(1321): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 98, Stanford University Press, Stanford 2006 / Francisco Estrada-Belli, age, s. 38

(1322): Michael D. Coe, The Maya, s. 63 – 64, Thames & Hudson Publishing, New York 1999

(1323): Francisco Estrada-Belli, age, s. 1

(1324): La Civilisation Maya, Chronologie de la Civilisation Maya, 27 Haziran 1995, https://web.archive.org/web/20080516012505/http://www.civilization.ca/civil/maya/mmc09fra.html

(1325): Francisco Estrada-Belli, age, s. 28

(1326): Norman Hammond – Duncan Pring – Rainer Berger – V. R. Switsur – A. P. Ward, Radiocarbon Chronology for Early Maya Occupation at Cuello, Belize, Nature, sayı 260, s. 579 – 581, Nisan 1976

(1327): Lamanai Archaeological Project, Archaeological Feald Season 2001, Lamani Feald Research Center, Belize 2001, https://web.archive.org/web/20100228180520/http://www.csms.ca/Lamanai%20Field%20School.htm

(1328): David Drew, The Lost Chronicles of the Maya Kings, s. 6, Phoenix Press, Londra 2004

(1329): Michael D. Coe, The Maya, s. 47, Thames & Hudson Publishing, New York 1999

(1330): Bertina Olmedo Vera – A. Arellano Hernández, The Mayas of the Classic Period: s. 26, Consejo Nacional para la Cultura y las Artes (CONACULTA), Ciudad de México 1997

(1331): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 214, Stanford University Press, Stanford 2006

(1332): Bertina Olmedo Vera – A. Arellano Hernández, age, s. 26

(1333): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, age, s. 182 ve 197

(1334): William A. Saturno – David Stuart – Boris Beltrán, Early Maya Writing at San Bartolo, Guatemala, Science, sayı 311, s. 1281 – 1283, Mart 2006

(1335): Bertina Olmedo Vera – A. Arellano Hernández, age, s. 28

(1336): Simon Martin – Nikolai Grube, Chronicle of the Maya Kings and Queens: Deciphering the Dynasties of the Ancient Maya, s. 25 – 26, Thames & Hudson Publishing, Londra & New York 2000

(1337): Michael D. Coe, The Maya, s. 81, Thames & Hudson Publishing, New York 1999

(1338): Mariliyn A. Masson, Maya Collapse Cycses, Proceedings of the National Academy of Sciences of the United Staates of America, sayı 109, s. 18237, Kasım 2012

(1339): La Historia Maya, Cultura Maya, 3 Temmuz 2008

(1340): Michael D. Coe, age, s. 63 – 64

(1341): age, s. 81

(1342): Clemency Coggins, Artifacts from the Cenote of Sacrifice Chichen Itza, Yucatan: Textiles, Basketry, Stone, Shell, Ceramics, Wood, Copal, Rubber (Memoirs of the Peabody Museum). Harvard University Press, Cambridge 1992

(1343): Eric Robert Wolf, Pueblos y Culturas de Mesoamerica, Ediciones Era, Ciudad de México 1959

(1344): Simon Martin – Nikolai Grube, Chronicle of the Maya Kings and Queens: Deciphering the Dynasties of the Ancient Maya, s. 9, Thames & Hudson Publishing, Londra & New York 2000

(1345): Michael D. Coe, The Maya, s. 151 – 155, Thames & Hudson Publishing, New York 1999

(1346): Simon Martin – Nikolai Grube, age, s. 226

(1347): Mariliyn A. Masson, Maya Collapse Cycses, Proceedings of the National Academy of Sciences of the United Staates of America, sayı 109, s. 18237, Kasım 2012

(1348): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 613 – 616, Stanford University Press, Stanford 2006

(1349): Mariliyn A. Masson, age

(1350): age

(1351): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, age, s. 618

(1352): Dünyadaki bütün ansiklopedilerde “Maya” maddesi

(1353): Susan Toby Evans – David L. Webster, Archaeology of Ancient Mexico and Central America, s. 513, Garland Publishing, New York & Londra 2001 / Heather Zeppel, Indigenous Ecotourism: Sustainable Development and Management, s. 99, CABI Publishing, Oxfordshire & Cambridge 2006 / Douglas J. Kennett – Bruce Winterhalder, Behavioral Ecology and the Transition to Agricultıre, s. 114, University of California Press, Berkeley & Los Angeles & Londra 2006 / Steven L. Danver, Native Peoples of the World, cilt 1 – 3, s. 136, Routledge Publishing, Londra & New York 2015

(1354): Lynn Foster, Handbook to Life in the Ancient Maya World, s. 319, Oxford University Press, New York 2002

(1355): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 51, Stanford University Press, Stanford 2006

(1356): Lynn Foster, age

(1357): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, age, s. 660

(1358): Clemency Coggins, Artifacts from the Cenote of Sacrifice Chichen Itza, Yucatan: Textiles, Basketry, Stone, Shell, Ceramics, Wood, Copal, Rubber (Memoirs of the Peabody Museum). Harvard University Press, Cambridge 1992

(1359): Larry Peterson – Gerald Haug, Climate and the Collapse of Maya Civilization, American Scientist, sayı 93, s. 322, Temmuz – Ağustos 2005

(1360): Lynn Foster, Handbook to Life in the Ancient Maya World, s. 323, Oxford University Press, New York 2002

(1361): Robert Patch, Maya and Spaniard in Yucatan (1648 – 1812), Stanford University Press, Stanford 1993 / Matthew Restall, The Maya World: Yucatec Culture and Society (1550 – 1850), Stanford University Press, Stanford 1999

(1362): Elliot M. Abrams, How the Maya Built Their World: Energetics and Ancient Architecture, s. 60 ve 130, University of Texas Press, Austin 1994 / Lynn Foster, Handbook to Life in the Ancient Maya World, s. 215, Oxford University Press, New York 2002

(1363): Lynn Foster, age, s. 216 – 217

(1364): Bertina Olmedo Vera – A. Arellano Hernández, The Mayas of the Classic Period: s. 34, Consejo Nacional para la Cultura y las Artes (CONACULTA), Ciudad de México 1997

(1365): Mary Miller, Maya Art and Architecture, s. 25, Thames & Hudson Publishing, Londra & New York 1999

(1366): Bertina Olmedo Vera – A. Arellano Hernández, age, s. 34

(1367): Linda Schele – Peter Matthews, The Code of Kings: The Language of Seven Maya Temples and Tombs, s. 23, Simon & Schuster Publishing, New York 1999

(1368): Bertina Olmedo Vera – A. Arellano Hernández, age, s. 34

(1369): Lynn Foster, Handbook to Life in the Ancient Maya World, s. 238, Oxford University Press, New York 2002

(1370): Nikolai Grube, Los Mayas: Una Civilización Milenaria, Anna Margaretha Hohmann-Vogrin, “Unidad de Espacio y Tiempo: La Arquitectura Maya”, s. 195, Tandem Verlag, Potsdam 2011

(1371): Lynn Foster, age, s. 238

(1372): Nikolai Grube, Anna Margaretha Hohmann-Vogrin, age, s. 195

(1373): Lynn Foster, age, s. 239

(1374): age, s. 238

(1375): age, s. 238 – 239

(1376): age, s. 239

(1377): Barbara Macleod, The God’s Grand Costume Ball: A Classic Maya Prophecy for the Close of the Thirteenth Bak’tun, Proceedings of the International Astronomical Union, sayı 7, s. 231 – 239, Ocak 2011

(1378): Lynn Foster, age, s. 235

(1379): Arthur Demarest, Ancient Maya: The Rise and Fall of a Forest Civilization, s. 201, Cambridge University Press, Cambridge 2004 / Ivan Šprajc, Astronomy, Architecture and Landscape in Prehispanic Mesoamerica, Journal of Archaelogical Research, sayı 26, s. 197 – 251, 2018

(1380): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 125, Stanford University Press, Stanford 2006

(1381): Richard A. Diehl, The Olmecs: America’s First Civilization, s. 183, Thames & Hudson Publishing, Londra 2004

(1382): Byron Ellsworh Hamann, How Maya Hieroglyphs Got Their Name: Egypt, Mexico and China in Western Grammatology Since the Fifteenth Century, Proceedings of the American Philosophical Society, sayı 152, s. 6 – 7, Mart 2008

(1383): Harri Kettunen – Chistopher Helmke, Introduction to Maya Hieroglyphs, s. 6, Mesoweb 2008, https://web.archive.org/web/20140808134017/http://www.mesoweb.com/resources/handbook/WH2008.pdf

(1384): Mary Miller – Karl Taube, The Gods and Symbols of Ancient Mexico and the Maya, s. 131, Thames & Hudson Publishing, Londra 1993

(1385): John Justeson, Numerical Cognition and the Development of “Zero” in Mesoamerica – The Archaeology of Measurement: Comprehending Heaven, Earth and Time in Ancient Societies, s. 43 – 46, Cambridge University Press, New York 2010 / Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 101, Stanford University Press, Stanford 2006

(1386): Anna Blume, Maya Concepts of Zero, Proceedings of the American Philosophical Society, sayı 155, s. 53, Mart 2011 / Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, age

(1387): John Justeson, Numerical Cognition and the Development of “Zero” in Mesoamerica – The Archaeology of Measurement: Comprehending Heaven, Earth and Time in Ancient Societies, s. 49, Cambridge University Press, New York 2010

(1388): John Justeson, age, s. 50

(1389): age, s. 52

(1390): Lynn Foster, Handbook to Life in the Ancient Maya World, s. 249, Oxford University Press, New York 2002

(1391): age, s. 250

(1392): M. van Stone, What We Think We Know About Maya Mathematics and Astronomy, Inspiration of Astronomical Phenomena VIII. City of Stars, sayı 501, s. 265, Ocak 2016 / Mayan Scientific Achievements, History, 17 Mayıs 2010, https://www.history.com/topics/ancient-americas/mayan-scientific-achievements

(1393): Traci Ardren, Ancient Maya Women, Ellen E. Bell, “Engendering a Dynasty: A Royal Woman in the Margarita Tomb, Copan”, AltaMira Press, Walnut Creek 2002

(1394): age, M. Ayala Falcon, “Lady K’awil, Goddes O and Maya Warfare”

(1395): Mary Jo Maynes – Ann Walther, The Family: A World History, s. 41 – 43, Oxford University Press, Oxford & New York 2012

(1396): Kirstin Olsen, Chronology of Women’s History, s. 29, Greenwood Publishing, Westport & Londra 1994

(1397): Pranee Liamputtong, Childrearing and Infant Care Issues: A Cross-cultural Perspective, s. 5, Nova Science Publishers, New York 2007

(1398): Lorenzo Ochoa – Patricia Martel, Lengua y Cultura Mayas, s. 170, Universidad Nacional Autónoma de México (UNAM) Instituto de Investigaciones Antropológicas, Ciudad de México 2002

(1399): age

(1400): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 91, Stanford University Press, Stanford 2006

(1401): Arthur Demarest, Ancient Maya: The Rise and Fall of a Forest Civilization, s. 193, Cambridge University Press, Cambridge 2004

(1402): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 93, Stanford University Press, Stanford 2006

(1403): El Arte y la Ciencia, Yucatán Identídad y Cultura Maya, Universidad Autónoma de Yucatán, https://web.archive.org/web/20190828113511/http://www.mayas.uady.mx/yucatan/yuc05.html

(1404): Lexikon der Religionen, Miriam Schultze, “Traditionelle Religionen in Nordamerika”, s. 901, Harenberg Verlag, Dortmund 2002

(1405): Carmen Arellano Hoffmann – Peter Schmidt, Die Bücher der Maya, Mixteken und Azteken: Die Schrift und ihre Funktion in Vorspanischen und Kolonialen Codices, Franz Tichy, “Codices und ihre Bedeutung für Astrologische Vorstellungen und Astronomische Erkenntnisse de Mexica und Maya”, s. 307 – 342, Vervuert Verlag, Frankfurt am Main 1999

(1406): Robert J. Sharer – Loa P. Traxler, The Ancient Maya, s. 722, Stanford University Press, Stanford 2006

(1407): age, s. 751

(1408): age, s. 92

(1409): Wikipedia (İngilizce), “List of Maya gods and supernatural beings” maddesi, https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Maya_gods_and_supernatural_beings / Vikipedi (Türkçe), “Maya tanrılarının ve doğaüstü varlıkların listesi” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Maya_tanr%C4%B1lar%C4%B1n%C4%B1n_ve_do%C4%9Fa%C3%BCst%C3%BC_varl%C4%B1klar%C4%B1n_listesi

(1410): Arthur Demarest, Ancient Maya: The Rise and Fall of a Forest Civilization, s. 179, Cambridge University Press, Cambridge 2004

(1411): Javier Umeres – Orlando Sánchez – Christian Lovón, Hanan Pacha, Ediciones Umeres EIRL, Lima 2018 / Angela Scherer-Kern, Samsara: Das Vermächtnis, cilt 3, BookRix Verlag, Münih 2016 / Jorge A. Flores Ochoa – Ralph Bolton, Pastoralists of the Andes, s. 84, Institute for the Study of Human Issues, Berkeley 1979 / Richard James Steele, Handbook of the Mythology, ABC – CLIO Publishing, Santa Barbara 2004 / Carla Stalling Walter, Sacred Dance Meditations, s. 346 – 355, North Atlantic Books, Berkeley 2020 / Magda von der Heydt-Coca, When Wolds Collide: The Incorporation of the Andean World into the Emerging World-Economy in the Colonial Period, Dialectical Anthropology, sayı 24, s. 1 – 43, 1999

(1412): John Eric Sidney Thompson, Maya Hieroglyphic Writing, s. 71, University of Oklahoma Press, Norman 1960

(1413): Encyclopedia of Religion, cilt 14, Alejandra Siffredi, “Tehuelche Religion” maddesi, s. 363 – 366, MacMillan Publishing, New York 1987

(1414): Popol Vuh

(1415): Allen J. Christenson, Popol Vuh: The Sacred Book of the Maya, O Books, Winchester & New York 2003

(1416): Popol Vuh

(1417): Popol Vuh, episodio 2, Creación de los Primeros Humanos y la Civilización Egipcia

(1418): İbrahim Sediyani, Amerika’yı İlk Keşfeden Gerçek Kâşifler – 1, Sediyani Haber, 20 Aralık 2018, https://www.sediyani.com/?p=26310 / İbrahim Sediyani, Amerika’yı İlk Keşfeden Gerçek Kâşifler – 2, Sediyani Haber, 23 Aralık 2018, https://www.sediyani.com/?p=26387 / İbrahim Sediyani, Amerika’yı İlk Keşfeden Gerçek Kâşifler – 3, Sediyani Haber, 25 Aralık 2018, https://www.sediyani.com/?p=26455

(1419): Popol Vuh, bölüm 3 – 4, https://media.hugendubel.de/shop/coverscans/223/22313821_LPROB.pdf  / Çilam Balam

(1420): Janet Benge – Geoff Benge, Mary Slessor: Forward into Calabar, s. 203, YWAM Publishing, Seattle 1999 / Molefi Kete Asante – Ama Mazama, Encyclopedia of African Religion, SAGE Publications, New York 2009 / Patricia Ann Lynch – Jeremy Roberts, African Mythology A to Z, Chelsea House Publishers, New York 2010

(1421): Dünyadaki bütün ansiklopedilerde “Aztek” maddesi

(1422): İbrahim Sediyani, Adını Arayan Coğrafya, s. 43, Özedönüş Yayınları, İstanbul 2009

(1423): Stanford Mc Krause, Wohlstand und Armut: Aztekischer Lebensstandard, Cambridge Stanford Books, tarihsiz

(1424): Eduardo Noguera Auza, Sitios de Ocupación en la Periferia de Tenochtitlán y su Significado Histórico-Arqueológico, Anales de Antropología, sayı 11, s. 53 – 87, 1974

(1425): Richard F. Townsend, The Aztecs, s. 171 – 179, Thames & Hudson Publishing, Londra 2009

(1426): Elizabeth M. Brumfiel, The Multiple Identities of Aztec Craft Specialists, Archaeological Papers of the American Anthropological Association, sayı 8, s. 145 – 152, Ocak 1998 / Richard F. Townsend, age, s. 181 – 196

(1427): Richard F. Townsend, age, s. 184 ve 193

(1428): Kenneth G. Hirth, The Aztec Economic World, s. 18 ve 37 – 38, Cambridge University Press, Cambridge 2016 / Michael E. Smith, The Aztecs, s. 126, Blackwell Publishing, Malden 1997

(1429): Aztec Calendar, https://www.azteccalendar.com/azteccalendar.html

(1430): Aztec Writing: How Does it Really Work?, Nahuatl Studies, 8 Haziran 2016, http://nahuatlstudies.blogspot.com/2016/06/aztec-writing-how-does-it-really-work.html / Aztec Writing, Aztecs and Tenochtitlan, https://aztecsandtenochtitlan.com/aztec-names/aztec-writing/ / Aztec Language and Writing, History Crunch, 15 Ağustos 2018, https://www.historycrunch.com/aztec-language-and-writing.html#/ / Aztec System of Writing: Pictograms, History on the Net, 23 Haziran 2021, https://www.historyonthenet.com/aztec-system-of-writing-pictograms

(1431): Frances Karttunen – James Lockhart, La Estructura de la Poesía Náhuatl Vista por sus Variantes, Estudios de Cultura Nahuatl, sayı 14, s. 15 – 64, 1980 / Gary Tomlinson, Ideologies of Aztec Songs, Journal of the American Musicological Society, sayı 48, s. 343 – 379, 1995

(1432): Dünyadaki bütün ansiklopedilerde “Aztek” maddesi

(1433): Wikipedia (Almanca), “Liste der Aztekengötter” maddesi, https://de.wikipedia.org/wiki/Liste_der_Aztekeng%C3%B6tter

(1434): Javier Umeres – Orlando Sánchez – Christian Lovón, Hanan Pacha, Ediciones Umeres EIRL, Lima 2018 / Angela Scherer-Kern, Samsara: Das Vermächtnis, cilt 3, BookRix Verlag, Münih 2016 / Jorge A. Flores Ochoa – Ralph Bolton, Pastoralists of the Andes, s. 84, Institute for the Study of Human Issues, Berkeley 1979 / Richard James Steele, Handbook of the Mythology, ABC – CLIO Publishing, Santa Barbara 2004 / Carla Stalling Walter, Sacred Dance Meditations, s. 346 – 355, North Atlantic Books, Berkeley 2020 / Magda von der Heydt-Coca, When Wolds Collide: The Incorporation of the Andean World into the Emerging World-Economy in the Colonial Period, Dialectical Anthropology, sayı 24, s. 1 – 43, 1999

(1435): Norbert Giesow, Sonnenscheibe Azteken, Maya Kalender, https://www.mayakalender.com/azteken/sonnenscheibe/

(1436): Hamid Reza Yousefi – Klaus Fischer – Ram Adhar Mall, Hermann-Josef Scheidgen – Ina Braun, Interkulturelle Bibliothek, Ulrike Peters, “Philosophie der Azteken”, Traugott Bautz Verlag, Nordhausen 2010 / Iris Gareis, Im Schein der Sonne und des Mondes: Licht in Indigen Kulturellen Lateinamerikas, Forschung Frankfurt, sayı 2, s. 78 – 81, Şubat 2015 / Michael E. Smith, The Aztecs, Blackwell Publishing, Malden 1997

(1437): age / agm / age

(1438): Alfredo López Austin, The Human Body and Ideology: Concepts of the Ancient Nahuas, s. 238, University of Utah Press, Salt Lake City 1988 / Alfredo López Austin, The Rabbit on the Face of the Moon: Mythology in the Mesoamerican Tradition, s. 102 – 106, University of Utah Press, Salt Lake City 1996

(1439): Ephraim George Squier – Frank E. Comparato, Observations on the Archaeology and Ethnology of Nicaragua, s. 29, Labyrinthos Publishing, Culver City 1990 / Alfredo López Austin, The Rabbit on the Face of the Moon: Mythology in the Mesoamerican Tradition, s. 102 – 106, University of Utah Press, Salt Lake City 1996

(1440): Papers of the New World Archaeological Foundation, s. 227, New World Archaeological Foundation, Chiapas 1972

(1441): Alfredo López Austin, The Rabbit on the Face of the Moon: Mythology in the Mesoamerican Tradition, s. 102 – 106, University of Utah Press, Salt Lake City 1996

     SEDİYANİ HABER

     24 HAZİRAN 2021

Related Posts

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.