Müslüman Ülkelerin İlk Kürt Kadın Başbakanı Pakistanlı Benazir Bhutto

Yayınlama: 24.08.2022
487
A+
A-

Bir önceki makalemde size Gazeteci-Yazar ve siyasetçi (CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve şu an Parti Meclis Üyesi) Yaşar Seyman’ın bana gönderdiği “Benazir” adlı kitaptan söz etmiş ve ilk sıraya koyduğumu söylemiştim. Okudum ve her zamanki gibi sizler için bir özet çıkardım.

İslam ülkelerinin ilk kadın başbakanı olan, bir suikast sonucunda öldürülen Benazir Bhutto’nun Kürt olduğunu dünyaya ilk duyuran da Yaşar Seyman’dır. Bhutto’nun mücadelesine, azmine ve bir kadın olarak gösterdiği medeni cesaretten ötürü Yaşar Seyman’ın ilgisini çekmiş, Seyman, onunla ilgili hiç yılmadan, bıkmadan, usanmadan harika bir araştırma yapmış ve hayat serüvenini bir kitap haline getirmiştir.

“Gönül meclisimdeki kadını öldürdüler” diyerek üzüntüsünü dile getiren Seyman; Bhutto’nun ölüm fermanı vermekle suçlanan Pervez Müşerref hükümetinin, ülkesinin eski kadın başbakanı ve ana muhalefet partisi liderinin suikastla ölümünün ardından hem üç günlük yas ilan ettiğini, hem de “kurşun yarası yoktu” dediğini aktarıyor.

Seyman; Benazir Bhutto’nun ölümünden iki ay önce bitirdiği “Doğu’nun Kızı” adlı kitabında “babamın öldüğü yaştayım” diye yazdığını, sürgünden ülkesine döndüğü ikinci ay da, 54 yaşında öldürüldüğünü, Pakistan’da büyük bir toprak sahibinin kızı olduğunu, Harvard ve Oxford Üniversitelerinden eğitim aldığını ve İslam ülkesinin ilk kadın başbakanı olduğunu yazıyor.

Pakistan’da idam edilen Başbakan Zülfikâr Ali Bhutto’nun kızı Benazir Bhutto’nun “Annem, özlemleri doğrultusunda beni eğitiyor. Babamın onun için koyduğu yasaklar benim özgürlüğüm oluyor” dediğini, “benazir” kelimesinin, “eşi-benzeri olmayan” anlamına geldiğini, annesi Nusret Begüm Bhutto’nun İranlı Kürt bir sanayicinin kızı olduğunu kaydediyor.

Benazir’in, Harvard da öğrenciyken Dışişleri Bakanı Henry Kissenger tarafından yemeğe davet edilip tanıştığını, 1999-2000’li yıllarda Avrupa Sosyalist Enternasyonal toplantısına gözlemci olarak katılan Türkiyeli Kürt siyasetçilerle toplantının bir dinleme anında annesinin İranlı bir Kürt olduğunu söylediğini aktarıyor Seyman.

Pakistan, Türkiye ve Ortadoğu’daki diğer devletlerde yaşanan darbeleri de analiz eden, yarattığı ağır tahribatları ve acı yıkımları da ortaya koyan Seyman, yaşanan dramlarla ilgili de şair Adnan Yücel’in şu mısrasıyla acının tarifini yapıyor.

“Acıya kurşun işlemez artık/

Biz yaşamayı zulümsüz sevdik.”  

 

Seyman; Rawalpindi Pakistan’ın dördüncü büyük şehri olsa da Bhuttolar için kanlı bir şehir olduğunu, önce başbakan babası Zülfikar Ali Bhutto sonra da kızı Benazir Bhutto’nun öldürüldüğü kent olduğunu ifade ederek Benazir Bhutto’nun şu sözünü alıntılar.

“Babamı, Rawalpindi Cezaevi’nde, 4 Nisan 1979 sabahı erken bir saatte öldürdüler.”

Zülfikar Ali Bhutto’nun dünya görüşüyle ilgili de:

“Laik bir eğitim gördüm ve bir Müslüman olarak yetiştirildim. Kafam Batılı, ruhum Doğuludur. Hazreti Muhammed’in ilk öğretilerinden biri kadınlara karşı saygı duymak ve korumaktır” düşüncesini aktarır.

Hindistan’da Müslümanların lideri Muhammed Ali Cinnah, Hindulardan ayrılarak 1947 yılında, Urduca ve Farsça anlam içeren “PAK-ÜLKE”, Pakistan diyerek bağımsız bir ülke kurduğunu, Ankara Çankaya ilçesinde olan Cinnah Caddesinin isminin buradan geldiğini belirten Sayman, Cinnah’ın kadınlarla ilgili düşüncesini de aktarır.

Cinnah: “Kadınlarla erkekler yan yana olmadığı sürece hiçbir mücadele başarılı olamaz. Dünyada iki güç vardır. Biri kılıç, diğeri kalemdir. İkisinden daha kuvvetli olan üçüncü güç ise kadınların gücüdür.”

Zülfikar Ali Bhutto, Pakistan’ın seçimle gelen ilk lideri olduğunu, kendi atadığı general tarafından kendisine darbe yapıldığını, darbeden sonra Benazir Bhutto ile annesinin cezaevine konulduğunu kaydeden Seyman, cezaeviyle ilgili Bhutto’nun şu açıklamasına yer verir:

“Babam Rawalpindi Cezaevi’nde, annem ve ben ondan birkaç mil uzakta Sihala’daki boş bir polis eğitim kampında gözaltında tutuluyoruz.”

Benazir’in babası idam edildikten sonra en son vedada babasının parmağında gördüğü ve kendisine vermek istediği, annesinin, “parmağında kalsın” dediği yüzüğü bile büyük bir mücadele sonunda alabildiğini, cezaevindeyken kendisine torbanın içinde yılan gönderilerek suikast yapıldığını, ancak son anda yılanı öldürerek kurtulduğunu da ifade eder.

Benazir: “Hapislik günleri yaşamdan çalınan karanlık günleridir. Hem kardeşlerimi öldürdüler, iki kadın olarak bize ne çileler çektirdiler” der.

Sürgünden ülkesine dönen Benazir Bhutto tüm dünyaya şöyle seslenir:

“İslamı biliyorum. Herkesle tartışmaya hazırım. Hazreti Peygamber (a.s), en iyi peçenin gözlerdeki peçe olduğunu söyler. Allah bizden sadece mütevazi ve namuslu giyinmemizi istiyor. Tepeden tırnağa kapanmamızı emretmiyor.”

Benazir, kızına, Kürtçe olan ve “şans getiren” anlamında kullanılan “Baxtewar” ismini verir.

Kitapta ilk defa tespihin kullanımıyla ilgili de şunu öğrendim. Müslümanlar tespihi Budistlerden, Hıristiyanlar da Müslümanlardan almıştır.

Şair Muhammed İkbal’ın Tanrı’ya sorusunu da aktarmak isterim.

İkbal:

“Tanrı’ya şöyle soruyordu gözü tok yoksulun biri:

Yoksulum bu derdimden hiç mi hiç yakınamam sana

Ama bağışla n’olur, meleklerine izin veren sen misin?

Kişiliksiz alçaklara devleti ve zenginliği dağıtmak için?”

Benazir Bhutto:

“İki şey karartır ruhumuzu. Konuşmamız gereken yerde susmamız, susmamız gereken yerde konuşmamız.”

Hem başbakan eşi ve hem de başbakan Benazir’in annesi olan Nusret Begüm Bhutto için Gazeteci-Yazar Yaşar Seyman şu tespiti yapar:

“Bir Kürt kadını güzelliği, direngenliği ve inadı vardır. Kürt kadınları törelerine, erkeğine ne denli bağlı olursa olsun savaşçıdırlar. Giyimlerine, takılarına, folklorik değerlerine çok düşkündürler. Dinlerine, törel değerlerine, en çok da dinlerine bağlılıkları bilinen bir gerçektir.”

Benazir: “Diktatörlük radikalizmi alevlendiriyor. Demokrasi ateşi azaltıyor. İnsanların farklı görüşleri yüzünden hapsedilmediği ve öldürülmediği bir toplum yaratmalıyız” diyor.

27 Aralık 2007’de öldürüleceği miting alanına gitmeden önce, “gitme!” uyarılarına rağmen Benazir Bhutto şunu söyler:

“Halka güveniyor ve kaderimi Allah’a emanet ediyorum. Korkmuyorum! Evet, bir dönüm noktasındayız ama zamanın, adaletin ve tarihin gücünün bizim yanımızda olduğunu biliyorum” diyerek ölüme meydan okuyarak ölüme gider.

Onu öldüren Taliban ve El-Kaide terör örgütleri olduğu yazılır.

Ölümünden sonra Birleşmiş Milletler tarafından kendisine “İnsan Hakları Ödülü” verilir. Onun adına ödülü oğlu Bilawal Bhutto Zerdari alır.

Bu kıymetli çalışmadan ötürü Yaşar Seyman’ı tekrar tebrik ederim.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.