Bir “Çığlıktır” Gergerlioğlu…

Yayınlama: 13.12.2022
114
A+
A-

Denge üzerine kurulan kâinat ve kâinatın bir çakıl-taşı kadar bile büyük olmayan bu dünya varoluşundan beri kendi içinde zalimleri ve mazlumları üretmiştir. Zaman zaman zalimler, mazlum olmuştur, zaman zaman da mazlumlar zalim olmuştur.

Ama daima zalim ve mazlum sınıflar yer değiştirse de bu gezegen üzerinde mazlumların ve zalimlerin savaşı eksiksiz olarak devam etmiştir.

Kâinatın sahibi bu dengeyi korumak için de yeryüzünde yaşayan kullarına kimi hadislere göre 124 bin kimi hadislere göre de 240 bin peygamber göndermiş, insanların hidayete erişmesi için görev vermiştir. Lâkin gönderilen tüm peygamber ve kutsal kitaplara rağmen yeryüzünde zulüm ve adaletsizlik sona ermemiş, üç milyonluk dünya insanlık tarihinde savaşlar/kavgalar hep olagelmiştir.

Cenab-i Allah, bütün zalimlerin cehennemde yanacağına dair söz vermesine rağmen zalimler zulüm yapmaktan geri durmamıştır.

Yine bütün dünya insanlık tarihinde bilim ve ilim insanları, değişim isteyenler, tabulara, hurafelere karşı gelenler ve tabii ki en çok “adalet” isteyenler, canlarıyla, kanlarıyla bedel ödemişlerdir.

Cumhuriyet tarihine baktığımızda da yine ilim ve bilim insanlarıyla birlikte en ağır bedeli ödeyenler “adalet” arayanlar, “aydınlar”, “âlimler” ve “bilim insanları” olmuştur.

Eğer her bir dönemin bir “Deccalı” varsa, her dönemin bir “Mehdisi” de vardır. Mehdiler, hayatlarını hiçe sayarak “adalet”, “hak” ve “hukuk” savaşını vermişlerdir.

Eğer “mehdilik” kötülüğe, kötülere karşı savaş ise, eğer “deccalık” zalim olup zulüm etmek ise, çok ileri bir yorum olsa da bugünün acımasız koşullarında hiç şüphesiz ki tek başına bir adalet ordusu gibi savaşan, adalet, hak, hukuk için mücadele veren HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’da “Mehdinin” bir neferidir.

HDP’nin siyasal politikasını benimsemem, başvurdukları yöntem ve dile getirdikleri enstrümanlarına da katılamam, eleştiririm de, ama Gergerlioğlu’nun, hiçbir düşünce, inanç, etnik, zümre ve sınıf farkı gözetmeksizin adaletsizliğe, haksızlığa, zulme uğrayanların vazgeçilmez limanı olduğunu da, vicdan sahibi olan herkesin de kabul edeceği bir kişidir.

Ömer Faruk Gergerlioğlu; bu devletin tıkanan nefes borusunun bir soluğudur.

Gergerlioğlu; Türkün, Kürdün, Ermeni’nin, Arap’ın, sağcının, solcunun vs. bu ülkede yaşayan 81 milyon topluluğun “ortak vicdanıdır.”

            Gergerlioğlu; dalga dalga yayılan bir “çığlıktır.”

Otoriter, zorba, dikta ve hatta monarşiliğe dayalı yönetimlerin/egemen iktidarların korktuğu iki kesim vardır: Aydınlar- bilim insanları ve medyadır. O yüzden olabildiğince onların üzerine baskı kurar, şiddet uygular, öldürür, hapse atar, sürgüne gönderir ya da açlıkla terbiye edilirler.

Giderek otoriterleşen Ak Parti iktidarının bir kurbanı da Gergerlioğlu’dur.

Onu hapse attılar, toplumun nefes borusunu kesmeye, zulme uğrayanların sesini boğmaya, işlenen bütün insanlık dışı ihlallerinin duyurulmasını engellemeye çalıştılar ama artık insan hakları sorunu bir devletin sorunu değil, tüm uygarlığın sorunu olarak kabul edildiği için onu daha fazla susturamadılar.

Adalet, kalkınma, demokrasi, düşünce ve ifade özgürlüğü vaatleriyle birlikte yasaklar, yolsuzluklar ve yoksullukla mücadele edeceğini, Kürt sorununu kansız bir şekilde çözeceğini söyleyen, bu söylem/vaatlerinden ötürü toplumun ezici çoğunluğunun desteğini (-ki ben de destek verdim) alan Ak Parti iktidarı otoriterleşti.

Önce halktan uzaklaşarak Ankaralılaştı, Ankaralılaştıkça devletleşti, devletleştikçe, devletin demir yumruğunu halkın böğrüne saplamaktan geri durmadı/durmaya da hiç niyetli değildir.  

Hamurabi, Engisizyon ve cahiliyenin en karanlık döneminde bile savunma hakkı kutsal kabul edilir/tanınırken bir gecede yüz binlerce insanın savunmasını dahi almadan, haklarında herhangi bir adli/idari soruşturma açılmadan işlerinden, ekmeklerinden ve hayatlarından ettiler.

Sağcı-solcu, dindar-dinsiz demeden KHK kılıcıyla insanları hayatlarından kopardılar. Ve bunu yaparken de güya dindar Numan Kurtulmuş gibi sözde hocalar “devletin kendini koruma refleksini” şemsiyesiyle yaptıklarını iddia ettiler.

Oysa ki; devletlerin dini adalettir. Hiçbir koşulda adaletten taviz veremez, verdiği zaman da demokratik hukuk devleti olamaz. –Ki zaten şu an dünyada yayınlanan bütün raporlarda sonlarda tur atıyoruz.

İnsan hakları açısından bu amansız ve zor dönemin en yılmaz insan hakları savunucusu hiç şüphesiz ki Gergerlioğlu’dur. TBMM’de 50 milletvekili Gergerlioğlu kadar cesur, mücadeleci, inatçı olsaydı emin olun yine bu kadar ağır ihlaller işlenmez, insanların ocakları sönmez, yuvalar paramparça olmaz, çocuklar anneleriyle cezaevlerinde volta atmaz, hasta mahkûmlar koğuşlarında ölmezdi.

Dağlardan cenazeler dalga dalga ülkenin her tarafına yayılmaz, analar ağlamaz, ülkenin dağlarında kurşunun kokusu değil, baharın, mor menekşelerin kokuları buram buram yayılır, Kürt sorunu diye bir sorun da kalmazdı.

Gergerlioğlu; bu zor/amansız dönemin cesur ve yürekli neferi, insan haklarının bir sigortasıdır. Bu ülkenin, bu milletin refahı ve geleceği için böylesi neferlere çok ama çok ihtiyacımız vardır.

Sonuç olarak; şahsım olarak da gerek 28 Şubat döneminde yaşadığım mağduriyeti ve gerekse TRT World’le ilgili yaşadığım mağduriyeti defalarca TBMM çatısı altında gündeme getiren, Adalet Bakanına önerge veren Gergerlioğlu’na huzurunuzda bir kez daha teşekkür de etmeyi bir borç bilirim.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.