Kaybeden Türkiye Kıllıçdaroğlu’na Saldıranlar CHP’lilerdir.

Söze nereden ve nasıl başlayacağımı bilmiyorum, özellikle son günlerde Kılıçdaroğlu’na yönelik sosyal, görsel ve yazınsal medyada yapılan çirkin saldırıları yapanlar CHP’liler, CHP’li görünümlü hesaplar ve yine CHP’li görünümlü televizyoncu, gazeteci-yazarlar olunca daha da can sıkıcı oluyor.

Yayınlama: 13.06.2023
36
A+
A-

Kaybeden Türkiye

Kıllıçdaroğlu’na Saldıranlar CHP’lilerdir.

Söze nereden ve nasıl başlayacağımı bilmiyorum, özellikle son günlerde Kılıçdaroğlu’na yönelik sosyal, görsel ve yazınsal medyada yapılan çirkin saldırıları yapanlar CHP’liler, CHP’li görünümlü hesaplar ve yine CHP’li görünümlü televizyoncu, gazeteci-yazarlar olunca daha da can sıkıcı oluyor.

Ak Parti ve MHP seçmenin bile yapmadığı hakaretleri yapmaya başladılar.

Peki bu seçimi Millet İttifakına kim kaybettirdi?

Hiç şüphesiz ki yine CHP’nin içindeki bir takım ulusalcılar, CHP’den aday adayı olup da milletvekili adayı olamayanlar, aday olamadığı için de Kılıçdaroğlu’na medya üzerinden saldıranlar kaybettirdi.

Kürt ve Alevi kimlikli birinin Cumhurbaşkanı adayı olmasını hazmedemeyenler,  Atatürkçü görünüp de Atatürk’ün partisinden ayrılıp yeni parti kuranlar, altı milyonluk HDP seçmenini ve dolaysıyla Kürtleri terörist olarak görenler kaybettirdi.

Başka?

CHP ve Millet İttifakı yanlısı görünüp de sabah-akşam muhafazakâr kesimi şeytanlaştıranlar, “dinci, siyasal İslamcı, İslamo-faşimz, bağnaz, gerici” gibi kavramları televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde ve sosyal medyada sık sık kullananlar, Ak Parti üzerinden dine saldıranlar, iktidarın bütün hatalarını dine mal edip din budur diyenler kaybettirdi.

Son 65 yıldır iktidar olamayan CHP’ye sırf Kemal Kılıçdaroğlu’nun birleştirici yapısından ötürü sempati duyup da oy vermek isteyen muhafazakarlar bu hakaretleri görünce de ülkede yaşanan ağır siyasi ve ekonomi krize rağmen elleri CHP’nin adayına gitmeyip oy vermediler.

Çünkü bu yaklaşımlar yüzünden CHP’ye güvenmediler, gerçekten de dinin elden gideceğine inandılar ve bu düşünceyi muhafazakâr kesime de inandıranlar da yine CHP’lilerin ta kendisi oldu.

Bu ülkede sağ-sol fark etmeksizin tüm düşünce veya ideoloji akımlar, birbirlerini okumadan, dinlemeden, empati-sempati yapmadan, acıları ve mutlulukları ortaklaştırmadan birbirleriyle kavga eder, öldürür, zindana atar, sürgüne gönderir, açlıkla imtihan eder ve öteki mahalle olarak görürler. Bu yüzden yüz yıllık Cumhuriyette yaşanan kardeş kavgası, ağır siyasi ve ekonomi bunalımlar ve terör olayları bitmedi, bu yaklaşımla da asla bitmeyecektir.

Kendinize “ulusalcı”, “Atatürkçü” diyeceksiniz ama ulusun bir parçası olan Alevileri, Kürtleri ve muhafazakârları düşman görüp mücadele edilecek bir parça olarak görecek, kimlikleri, inançları ret-inkâr edecek, kendinize göre uydurduğunuz tanıma, ideolojik kalıbınıza sığmayan herkesi hain görecek, dışlayacaksınız.

Böyle bir “ulusalcılık” ve “ulus” tanımı da olamaz.

Atatürk; neden “ulus devlet” fikrini benimsedi?

Çünkü emperyalist devletlerin parçaladığı 15 milyon kilometre karelik bir Osmanlı İmparatorluğunun akıbetini geriye 788 bin kilometre kare kalan Cumhuriyetin parçalanmaması, üniter yapının korunması için o günün şartlarında “ulus-devlet” modelini benimsedi.

O günün şartlarına göre doğru muydu-yanlış mıydı?

Bu ayrı bir tartışma konusu ama eğer siz bir taraftan  “ulusalcılığı” savunuyor ama öte taraftan ulusun bir parçasını şeytanlaştırıyor, dışlıyor, düşman görüyorsanız siz o zaman ne ulusal birliği sağlayabilirsiniz ne de ulusal egemenliği.

Atatürk’ten sonra bugüne kadar ulusun bütün parçalarını bir araya getirmeye, birleştirmeye, benzemezleri buluşturmaya, barıştırmaya çalışan, 74 yaşında olmasına rağmen gece-gündüz çalışan, didinen, nezaketi ve kibarlığı elden bırakmayan, bugüne kadar hakkında bir tek bir yolsuzluk, hırsızlık ve şaibesi olmayan Kılıçdaroğlu’ndan başka tek bir lideri de gösteremezsiniz.

Bütün başarısızlığı Kılıçdaroğlu’na yüklemek Akşener’in masadan ayrıldıktan sonra seçmende yarattığı güvensizlik ve tahribatı da görmemek büyük bir insafsızlık olur.

Bana göre Millet İttifakı ve Kılıçdaroğlu’nun son hamlede yaptığı en büyük hata ise Ümit Özdağ’la el sıkışmalarıdır.

Altı milyonluk HDP seçmenini, idam edilen Şeyh Sait ve Seyit Rızayı terörist olarak gören, muhafazakar ve seküler Kütlerin hafızasında hiç de iyi bir yerde durmayan Ümit Özdağ’la el sıkışırsanız Kürtlerin de bir tepkisi olacağını düşünmelisiniz. İkinci turda sandığa gitmeyen Kürt seçmenin ezici çoğunluğu bu yüzden gitmedi.

Evet Kürtler Kılıçdaroğlu’na inandılar ama bu girişimin CHP’nin Kürtlere olan bakışın değişmediğine, değişemeyeceğine olan inançlarını da perçinlediler.

Eğer Cumhuriyetin yüzüncü yılında yeni bir sayfa açılacaksa, bu geçmiş tarihin kan davaları üzerinden değil, şu anın ve geleceğin inşası barışla tesis edilmesi gerekir. Şeyh Said’e veya Seyit Rızaya terörist demek bu ülkenin ulusal bütünlüğüne katkı sunmayacağı gibi tersine kan davasının sürmesine, kardeş halkın arasına kin ve nefretin devam etmesine sebep olacaktır.

Türk siyaseti hiçbir zaman Türk halkına karşı samimi ve dürüst davranmadı. Hep geçmişin kan davası, etnik, inanç ve ölülerin iktidarı üzerinden kendi iktidarlarını sürdürmek istemişlerdir ve sürdürüyorlar da.

Özetle; bu seçimde Kılıçdaroğlu kaybetmedi, tüm Türkiye kaybetti. Başta ekonomi, adalet, sağlık, eğitim, basın ve ifade özgürlüğü, yolsuzluk, hırsızlık, uyuşturucu ve bilimum konularda dünya ölçeğindeki tüm endekslerde ülke olarak en son sıralarda yer almaktayız.

Ve bu baskıcı rejimle de giderek daha da sefil bir ülke olacağız.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.