AKP DESPOTİZMİNİN YENİ OYUNLARI…

Elazığ/Antalya valiliğiyle birlikte Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanlığını da yapan, Elazığ da valiyken Alevilere yönelik gerçekleştirilmek istenen katliamı önleyen, Kontur-gerilla tarafından ölümle tehdit edilen ancak tüm tehditlere rağmen insan hakları ve demokrasiye olan inancından ödün vermeyen Vali Güngör Aydın’ın kaleme aldığı:

Yayınlama: 06.01.2024
31
A+
A-

Elazığ/Antalya valiliğiyle birlikte Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanlığını da yapan, Elazığ da valiyken Alevilere yönelik gerçekleştirilmek istenen katliamı önleyen, Kontur-gerilla tarafından ölümle tehdit edilen ancak tüm tehditlere rağmen insan hakları ve demokrasiye olan inancından ödün vermeyen Vali Güngör Aydın’ın kaleme aldığı:

“AKP Despotizmin Yeni Oyunları” adlı analizini virgülüne dahi dokunmadan sizlerle paylaşmak istedim.

Hiç şüphesiz ki; paylaştığım analizin içeriğinin tamamına katılmam ya da karşı çıkmam söz konusu değildir, bir gazeteci olarak görevim, taraf tutmadan her renge, her farklı görüşe yer vererek kamuoyunu doğru ve adil bir şekilde bilgilendirmektir.

İşte Sn. Aydın’ın Analizi…

Siyaset dünyasında çağımıza adını veren üst yapılar teorisyeni ünlü İtalyan düşünür AntonioGramsci’nin toplumsal çözümlemelerine göre “despotik tarihsel blok” içinde yer alan, bu blokun ilkel iktidar güçlerinden olan dinsel güçlere dayalı olarak devlet aygıtını ele geçirerek oluşturduğu tek adam iktidarını, rızaya dayalı biçimde sürdüremediği için, dinsel bir darbe ve fiili bir durum yolundan zora dayalı bir hegemonyaya dönüştüren, Gramsci’gilkavramlarla despotik dinsel bir diktatörlük olan ve nitelikleri bundan 5 yıl kadar önce ABC E Gazetesinde(*) ve Mülkiye Haber Sitesinde(**)Önce AKP Doğru Analiz Edilmeli

başlığı altında yayımlanmış yazımda ayrıntılandırılmış bulunan AKP, bugün artık karşıdevrim iktidarı, Cumhuriyet Devrimine dayalı laik ve çağdaş bir devlete ve kurumlara sahip olup gelmiş ülkede, Cumhuriyet Yönetimini ve hedeflediği demokrasiyi içselleştirmiş halka rağmen sürdüremez hale geldiği için aşağıda 3 başlık altında toplayabileceğimiz yeni despotik oyunlara başvurmaktadır.

Yeni Anayasa Yapımı:

Ülkede demokrasiyi kalıcı biçimde gerçekleştirmenin bir gereği olarak, öncelikle seçim ve siyasal partiler ve diğer antidemokratik tüm yasalar değiştirilip demokratikleştirildikten, özellikle düşünce, örgütlenme, halkın doğru bilgi ve habere ulaşma, yönetimi denetleme ve sorgulama, yönetime katılım ve parlamentoda temsil hakkının önündeki engeller kaldırılarak bütün demokratikleşme hedefleri gerçekleştirildikten, sağlıklı, demokratik, toplumsal uzlaşmaya dayalı kalıcı bir anayasa yapımının ortamı oluşturulduktan sonra ortaya çıkacak bu ortamda, özgür ve demokratik yollardan seçilerek gelmiş, halkı gerçekten temsil edecek yeterlik ve nitelikleri taşıyan bir parlamento ya da aynı biçimde oluşturulmuş bir kurucu meclis eliyle, bütün toplumsal ve siyasal güçlerin üzerinde anlaşıp sözleştiği, üzerinde bir genel irade ve konsensüsün oluştuğu,

insan haklarına, demokratik sivil yönetimin üstünlüğüne, özgün, ulusal, bütünsel, demokratik ve insan merkezli bir devlet/yönetim felsefesine dayalı, bütün süreçlerinde demokratikliğine özen gösterilerek kalıcı ve çağcıl bir ANAYASA YAPIMI sağlanabilir bulunmaktadır. Buna karşın AKP despotik iktidarının yeni bir anayasa yapımından söz ederek bunu siyaset kamuoyunun ve halkın önüne koyması, temel ilkelerini sürekli çiğnediği var olan Anayasanın yerine yeni bir anayasanın yapılarak, anayasayı çiğneme sorumluluklarından kurtulmayı düşünmesi ve sanmasına dayalı, olabilirliği ve şartları bulunmayan bir kurnazlık yaklaşımından ibarettir.

HDP’nin Kapatılması:

Ülkemizin en yaşamsal/ölümcül sorunu olan Kürt Sorununun çözümü konusunda ABC E Gazetesinde 27 Aralık 2015 tarihinde yayımlanmışbulunan “Demokrasi Karşıtları İle Barış Olmazdı” başlıklı yazımda ayrıntıları ile belirtildiği üzere, bir demokrasi ve insan hakları sorunu olan Kürt Sorununun, soruna dönüştüğü yer olan demokrasi ve insan hakları içinde, üniter ulus devlet temelinde, demokratik diyalog ve barış yolundan en geniş bir katılım ve toplumsal sözleşmeye dayalı olarakTBMM’de çözümünde, 12 Eylül askersel diktatörlük döneminde iki yanlı terör ve şiddet içinde kalarak büyük acılar içinde kalıp gelen, buna karşın ulusal birliği savunan, demokrasiye en çok ihtiyaç duyan ve bunun bilincinde olan

Kürt kökenli Yurttaşları demokratik yoldan temsil eden demokratik ve ulusal bir parti olan, öte yandan da Kürt Sorununa terör, silah ve şiddet yolunda çözüm aradığı için bir terör örgütü olan PKK’dan farklı olarak Sorunun çözümünü demokrasi ve hukuk yolunda TBMM’de arayan, bu nedenle de aynı tabana ve ana hedefe yönelmiş bulunan örgütlenmeler oldukları için PKK’dan farklılığını ortaya koymasının özendirilerek korunup kollanması ve Kürt Sorununun çözümünde muhatap alınması gereken tek muhatap durumundaki anahtar önemdebir parti olan HDP’nin açılan bir dava ile kapatılması yoluna gitmek, Kürt Sorununu çözümsüzlüğe mahkum etmek ve alanı PKK’ya bırakmak anlamına/sonucuna ulaşmak demek olacaktır.

Oysa, kapatılması gereken bir parti varsa, hakkında partinin kapatılması istemi ile açılan davada 30 Temmuz 2008 tarihinde alınan AYM Kararı ileson anda bir dış karışmanın sonucu olduğu anlaşılan bir oy farkla kapatılmaktan kurtulan, ancak laiklik karşıtı eylemlere odak olmaktan 10 kabul oyuna karşılık göstermelik bir oyla mahkum edilen ve sabıkalı bulunan, bugünkü hali ile kapatılmasınailişkin durumu, eylemleri genişleyip büyüyerek katmerlenmiş, görünürlük kazanmış;

T:C. Devletini, kurucu parlamenter demokratik düzenini ortadan kaldırarak dinsel bir darbe ve fiili bir durum yolundan, bütün süreçleri ile ANAYASA VE MEŞRUİYET DIŞI/YOK HÜKMÜNDE olan, bir torba anayasa hazırlayıp TBMM’den geçirerek şaibeli bir referandum sonrasında, Cumhurbaşkanlığı ve Parti Başkanlığını birleştirme ve HSK atamaları ile bir tek adam din devleti düzenine dönüştürmek,

-Toplumu dindar-laik olanlar olmayanlar olarak ikiye ayırıp bölmek,

Devletin tüm çağdaş kurumlarını, demokratik işleyiş ve düzenekleri yok ederek, kamu yönetimini dinselleştirip liyakattan kopararak devleti içerde ve dışarda itibarsızlaştırmak ve güçsüzleştirmek,

-Türk Ulusal Kimliğini ve Ulusal Birliği, ulus devleti , Andımız ve T:C ulusal simgelerini ortadan kaldırarak T.C. Devletinin temel varlık nedenini yok etmeye çalışarak ümmete ve dine dayalı federatif Siyasal İslam bir devlet kurmayı hedeflemek, böylece ulusal güvenliği de tehlikeye atmak,

-Var olan Anayasanın yürürlükteki başlangıç ve Cumhurbaşkanlığı yemini hükümleri dahil bir çok temel hüküm ve ilkelerini yok sayıp sürekli çiğnemek,

-Devletin kurucu temel organı TBMM’ni işlevsizleştirerek ulusal egemenliği gasp etmek,

Eylemleri açık ve sabit bulunan AKP’dir.

İnsan Hakları:

Siyaset bilimi bağlamında dinsel güçlere dayalı despotik bir diktatörlük iktidarı olan, demokrasiyi hedefleyen/demokratik Cumhuriyet Devriminin temel ilkelerini ve kurucu düzenini ortadan kaldırıp yerine Siyasal İslamcı bir din devleti ve düzenini kurmayı hedefleyen bir karşıdevrim partisi olan AKP’nin, oluşturduğu tek adam despotik düzenini,düzenin gereği olarak büyük çoğunluğu ile rızasıolmayan halka rağmen, ancak zora dayalı bir hegemonya olarak yürütüyor, zor, baskı, korku ve şiddet üreterek sürdürmeye çalışıyorken,

günümüz demokrasilerinin evrensel temel taşıolan, başta herkesin insanca, barış, güven, huzur, onur ve hak eşitliği içinde yaşama, düşünce, anlatım, örgütlenme, parlamentoda temsil hakkı, bağımsız yargı, adil yargılanma ve savunma hakkı, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, sağlık, eğitim, ekonomi ve cezaevleri dahil tüm kamu yönetimi ve özel yaşamın her alanında sürekli çiğnediği insan haklarından söz ederek bu alanda bir eylem planı hazırlamaya kalkışması girişimi ise, ciddiye alınabilir olmayan ve değerlendirmeyi dahi gerektirmeyen tam bir takiye ve aldatma ürünü, ancak ve yalnızca bir gülmece konusu olmaktan ibarettir.

Ancak, AKP karşıdevrim iktidarının, despotizmin gereği ve bir kurnazlık ürünü olarak sahneye koyduğu/koyacağı bütün bu yapay aldatma oyunları, halkın büyük bir çoğunlukla karşı olduğu, yürütebilmek için giderek daha çok zor kullanmak durumunda kaldığı, çağ ve demokrasi dışı ilkel iktidarını sürdürmeyi sağlamaya yetmeyecektir. Her kökenden antiemperyalist Türk Halkı/Ulusu, ülkemize ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine, içerde ve dışarda güç ve itibar kaybettiren ulusal güvenlik sorunu haline gelen bu gidişi ve iktidarı sonlandıracaktır.

​​​​​​​​​Güngör AYDIN

​​​​​​​​​   Emekli Vali

3

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Avatar Nusret erdem ankara dedi ki:

    Turkiye 73 yildir Sağ ve sığ iktidarlar tarafindan yonetiliyor. Egitim seviyesi ve yoksulluk bu sistemi ayak’ta tutuyor. Tabii kendisine SOL ve sosyalist diyen partiler’de hep soylem’de kaldi. Halk’in partisi Chp kapilarini halk’a hic acmadi. Sadece secim’den secime . Çoğu mlv 20 25 yildir mlv olarak meclis’te değişmez ‘sen degistirir’ler. Sandik’ta oylar çalınıyor. Çalınan oyuna bile sahip çıkamıyor. Umut bir baska bahara